Cinzia Vezzosi: Şirketler sınırlarına ulaştı, Avrupa'nın artık rekabetçilik stratejisine ihtiyacı var

Perşembe, 08 Ekim 2026 17:43:16 (GMT+3)   |   Brescia

Assofermet'in “Risk altındaki piyasalar ve şirketlerin potansiyeli” başlıklı sonbahar konferansı kapsamında SteelOrbis, İtalya çelik, hurda ve demir dışı metal sektörlerinde faaliyet gösteren şirketleri temsil eden birliğin başkanı Cinzia Vezzosi ile bir röportaj gerçekleştirdi. Röportajda sanayisizleşme riskinden yeni ticaret önlemlerine, daralan kâr marjlarından tedarik zincirlerinin bölgeselleşmesine ve Avrupa'nın gelecekteki hurda ihracatına kadar İtalya ve Avrupa metal tedarik zinciri üzerinde baskı oluşturan başlıca unsurlar ele alındı.

Vezzosi konferans sırasında değişikliklere “yıllar içinde değil, aylar içinde” uyum sağlayabilen İtalyan KOBİ'lerin en önemli güçlü yönlerinden birinin hızlı tepki verme kabiliyeti olduğunu belirtti. Ancak röportajdan da anlaşılacağı üzere maliyetlerin arttığı, yasal düzenlemelerin sıkılaştırıldığı ve talebin zayıf seyretmeye devam ettiği mevcut ortamda şirketlerin uyum sağlama kabiliyeti artık yeterli olmayabilir.

Şubat ayında EUROMETAL Güney Avrupa Toplantısı sırasında sanayisizleşmeye ilişkin “sistemik” bir riskten ve rekabetçiliğin yeniden Avrupa politikalarının merkezine alınması gerektiğinden söz etmiştiniz. Aradan geçen birkaç ayın ardından bu gidişatın tersine döndüğüne ilişkin herhangi bir işaret görüyor musunuz?

Ne yazık ki hayır. Hatta sanayisizleşme ve üretimin başka ülkelere kaydırılması sürecinin artık daha ileri bir aşamaya ulaştığını söyleyebilirim. Belki de tam olarak doğru olmayan bir ifadeyle “yeni koruma önlemi” olarak adlandırdığımız, kotaların yarıya indirildiği ve kotayı aşan ithalata uygulanan verginin iki katına çıkarıldığı uygulama, şirketlerin rekabetçi şekilde faaliyet gösterme imkânını daha da sınırlandırdı.

Bu durum şirketlerin iç piyasada ve dolayısıyla uluslararası piyasalarda rekabetçi kalmasını daha da zorlaştırıyor. Bu nedenle gidişatın tersine döndüğüne ilişkin herhangi bir işaret görmüyorum. Aksine, koşullar kötüleşmeye devam ediyor.

İtalyan şirketler son yıllarda dikkat çekici bir uyum kabiliyeti gösterdi. Ancak gümrük vergileri, jeopolitik gerilimler, lojistik sorunlar, enerji maliyetleri ve AB'nin yeni yükümlülükleri göz önüne alındığında rekabetçiliği artıracak yapısal önlemler olmadan bu kabiliyetin artık yeterli olmadığı bir noktaya gelindi mi?

Kesinlikle. Şirketler kendi imkânları dahilinde yapabilecekleri hemen hemen her şeyi zaten yaptı. Bugün eksik olan imalat sektörünün rekabet gücünü gerçekten yeniden tesis edebilecek ve her şeyden önemlisi şirketlerin planlama ve yatırım kararlarını dayandırabilecekleri yeterince istikrarlı ve öngörülebilir bir ortam sağlayacak kapsamlı bir strateji.

Şirketler elbette gelişmelere yanıt vermeye ve uyum sağlamaya devam edecek. Ancak artık göz ardı edemeyeceğimiz bir unsur var: Kâr marjları, şirketlerin yatırım yapma imkânını ciddi ölçüde sınırlayan seviyelere geriledi. Yatırım yapma isteği devam edebilir ancak bunu gerçekleştirecek mali imkân kalmadığında sorun yapısal hale gelir ve nihayetinde tedarik zincirinin tamamında büyüme beklentilerini tehlikeye atar.

Mevcut piyasanın alışılmadık bir diğer özelliği de fiyatlar ile talep arasındaki uyumsuzluk. Tüketim zayıf seyrederken, maliyetler yükselmeye devam ediyor. Bu durum şirketlerin kararlarını ne ölçüde etkiliyor?

Mevcut durumun en kaygı verici yönlerinden biri de fiyatlar ile talep arasındaki uyumsuzluk. Geleneksel olarak fiyatların yükseldiği bir piyasada talebin de güçlenmesi beklenir. Örneğin Londra Metal Borsası'nda işlem gören metalleri ele alalım. Normal koşullarda fiyatların yüksek olması talebin de güçlü olduğunu gösterir.

Ancak bugün bu iki dinamik birbirinden ayrılmış durumda. Talep zayıflarken maliyetler yükseliyor ve bu durum şirketlerin beklentilerini temelden değiştiriyor. Fiyat artışları tüketimle desteklenmediğinde yüksek maliyetleri müşterilere yansıtmak, kâr marjlarını korumak ve her şeyden önemlisi yeni yatırımlar planlamak için gereken güveni sağlamak çok daha zor hale geliyor.

Tedarik kaynaklarının çeşitlendirilmesi, artan jeopolitik istikrarsızlığa karşı başlıca çözümlerden biri olarak gösteriliyor. Ancak yüksek lojistik maliyetleri, uzun teslim süreleri ve yeni yasal kısıtlamalar dikkate alındığında çeşitlendirme gerçekte ne ölçüde çözüm olabilir?

Tedarik zincirlerinin belirli coğrafi bölgeler içerisinde şekillendiği, piyasaların daha fazla bölgeselleştiği bir döneme giriyoruz. Ancak temsil ettiğimiz şirketler, Avrupa piyasasının çok ötesindeki tedarikçiler ve ortaklarla yıllar içinde güçlü ilişkiler kurarak tedarik kaynaklarını çeşitlendirmek için zaten büyük çaba gösterdi.

Bugün asıl mesele yeni tedarik kaynakları bulmak değil, bu kaynaklardan alım yapmayı ekonomik açıdan sürdürülebilir hale getirmek. Bir taraftan şirketlerden tedarik kaynaklarını çeşitlendirmelerini istiyoruz, diğer taraftan SKDM ve koruma önlemleri gibi uygulamalar bunu yapabilmelerini fiilen kısıtlıyor.

Dolayısıyla şirketler, talebin zaten zayıf olduğu bir piyasada yetersiz kotalar, yüksek maliyetler, artan lojistik ücretleri ve uzayan teslim süreleriyle karşı karşıya kalıyor. Tedarik kaynaklarının çeşitlendirilmesi dayanıklılığı artırabilir ancak yeterli rekabet koşulları sağlanmadığında şirketler için ek bir maliyet yüküne de dönüşebilir.

Hurdaya erişim, Avrupa çelik sektörünün karbonsuzlaşması açısından stratejik bir konu haline geldi. OECD üyesi olmayan ülkelere yönelik ihracata ilave kısıtlamalar getirilmesi ihtimalini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu tür önlemlerle Avrupalı çelik üreticilerine yönelik hammadde arzı artabilir mi?

Bana göre hayır. Hâlihazırda ihraç ettiğimiz hurda Avrupa piyasasının ihtiyaç duyduğu değil, iç piyasanın tüketemediği malzemeden oluşuyor. Avrupa'da yaklaşık 100 milyon mt hurda toplanırken, hurdası tüketimi yaklaşık 78-79 milyon mt seviyesinde bulunuyor.

OECD üyesi olmayan ülkelere yönelik ihracatın kısıtlanması iç piyasada otomatik olarak ilave talep yaratmaz. Aksine böyle bir uygulama hurdanın değerini ve dolayısıyla hurda toplama motivasyonunu azaltabilir. Bazı kalitelerin toplanması ve işlenmesi ekonomik açıdan sürdürülemez hale gelebilir.

Bu son derece ciddi bir gerileme olur. Avrupa yıllar içinde son derece verimli bir toplama, ayrıştırma ve geri dönüşüm sistemi kurdu. Bu sistem, döngüsel ekonominin en somut örneklerinden biri. Yerel talebin yetersiz olduğu bir ortamda satış kanallarının kısıtlanması, zaman içerisinde kurduğumuz bu sistemi zayıflatma riski taşıyor.

Asıl mesele de tam olarak bu: Şirketler kendi geleceklerini şekillendirme sorumluluğunu üstlenmeye devam etmeli ancak bunu yapabilmeleri için gerekli koşullar da sağlanmalı. Hurda toplama ve geri dönüşümü, daha genel anlamda ise tedarik zincirinin rekabetçiliğini destekleyen mekanizmalar zayıflatılırsa şirketlerin bu sorumluluğu yatırım ve büyümeye dönüştürmesi giderek zorlaşır.

Bu nedenle şirketlere daha net bir öngörü sağlayan, planlama ve yatırım kararlarını daha güvenli şekilde almalarına imkân tanıyan ekonomik ve düzenleyici bir çerçeveye ihtiyaç var.

ChiaraMassacci
Chiara Massacci
Editör
Yazarın Tüm Yazıları

SteelOrbis'te Piyasa Araştırma ve İçerik Uzmanı olarak görev yapmakta; demir çelik ve hurda piyasalarına, özellikle de Pakistan ve Bangladeş hurda pazarlarına odaklanmaktayım. Mütercim-Tercümanlık ve Uluslararası İlişkiler alanındaki eğitim geçmişimin yanı sıra Mütercim-Tercümanlık ile Uluslararası İlişkiler ve Made in Italy Liderliği alanlarında yüksek lisans derecelerine sahibim. Çelik ve hammadde endüstrisine dair net içgörüler sunmak amacıyla piyasa analizlerini, fiyat değerlendirmelerini ve uzmanlık gerektiren içerik çevirilerini bir arada yürütüyorum.

Benzer Haber ve Analizler

Assofermet Acciai: Artan maliyet ve fiyat baskısı sebebiyle İtalya çelik piyasasında talep zayıf seyrini sürdürüyor

Çin'de demir cevheri fiyatları üreticilerin çelik üretimini azaltma ihtimaliyle 90$/mt CFR'a yaklaştı

Türk üreticilerin yerel inşaat demiri fiyatları çoğunlukla gevşerken, spot fiyatlar iki bölgede düştü

Türkiye ithal hurda piyasasında beklenen düşüş başladı, gevşeme sürebilir

Bulgaristan'da uzun mamul fiyatları artan maliyet baskılarına rağmen değişmedi

Romanya uzun mamul piyasasında alımların canlanmasıyla fiyatlar yükselmeye devam ediyor

Türkiye'de inşaat demiri fiyatlarındaki düşüş ve hurdadaki aşağı yönlü beklentiler kütük fiyatlarını baskılıyor

Çin çıkışlı kütük teklifleri vadeli fiyatlardaki düşüş ve maliyetlerin azalmasıyla geriledi

Avrupa uzun mamul piyasalarında fiyatlar yatay seyrediyor ancak baskı sürüyor

Tayvan ithal hurda piyasası nispeten yatay seyrediyor





iLab Ventures
Kariyer.net  -  Sigortam.net  -  Arabam.com  -  Cimri  -  Emlakjet  -  Endeksa  -  HangiKredi  -  Chemorbis