4. SteelOrbis Türk Çelik Piyasası Konferansı'nın lokomotif sektörler oturumunda sunum yapan Otomobil Sanayicileri Derneği (OSD) Başkanı Prof. Dr. Ercan Tezer, küresel ekonomik krizin ve bunun ardından alınan önlemlerin Türk otomotiv sektörü üzerindeki etkilerini ve OSD'nin çalışmalarını değerlendirdi.
Tezer konuşmasına, her geçen gün otomobil üretiminde artan çevresel beklentilerin, güvenlik taleplerinin ve daha yüksek yakıt tasarrufu isteğinin, kullanılan çelik ürünlerinin teknolojisinin de yükselmesine neden olduğunu ve çelik üreticilerinin bu ihtiyaca zamanında yanıt verebildiğini vurgulayarak başladı.
Küresel krizin otomobil üretimi üzerinde olumsuz etkisinin oldukça derin olduğunu söyleyen Tezer, motorlu araç üretiminin 2007 yılında zirveye ulaşarak 70 milyon adet seviyelerine ulaştığını, ancak küresel krizin etkisiyle 2009 yılında bu rakamın 58 milyon seviyesine kadar düşmesinin beklendiğini söyledi. ABD ve Avrupa'da alınan önlemlerin, söz konusu miktar içinde yaklaşık üç milyon adetlik ek talep yarattığını belirten Tezer, 2008 yılının son çeyreğinde, bir önceki çeyreğe göre %18 olan daralmanın 2009 yılının ilk çeyreğinde %36 seviyesine yükseldiğini, ikinci çeyreğinde ise %20 seviyesine indiğini söyledi.
Ercan Tezer, klasik üretim alanları olan NAFTA, Avrupa ve Japonya'daki daralmanın yüksek oranlarda olduğunu, ancak BRIC ülkelerinin krizden çok az etkilendiğini, hatta Çin gibi ülkelerin bu süreçte üretimlerini artırdığına dikkat çekerek, motorlu araç üretim merkezlerinin doğuya taşındığının söylenebileceğini belirtti.
Tezer, 2008 yılında 1.015.000 adet motorlu araç üretimi yapan Türkiye'nin, 2009 yılı üretiminin 750.000 adet seviyesine gerilemesinin beklendiğini, daha önce iç piyasada sıkıntı yaşadığında başta Avrupa olmak üzere ihracat piyasalarına yönelen Türk otomotiv sektörünün, küresel kriz nedeniyle tüm piyasalarda talebin düşmesiyle birlikte ihracatının ve üretiminin ciddi ölçüde azaldığını belirtti ve toplam pazarın %30 seviyelerinde daraldığını söyledi.
Mart ayında yürürlüğe giren ÖTV indiriminin talebi ciddi ölçüde arttırdığını belirten Tezer, bununla birlikte bireysel otomobil alımlarının ulaşım ihtiyacından kaynaklandığını, ticari araçlardaki talebin ise şirket yatırımlarının bir parçası olduğunu söyledi ve kriz nedeniyle yatırımların durması sonucunda vergi indiriminin ticari araçlarda talep artışı sağlamadığını, yalnızca binek otomobil pazarını güçlendirdiğini, bu talep artışının ise sürdürülebilir olmadığını açıkladı. Prof. Dr. Tezer, ekim ve kasım ayından itibaren raporlanacak olan artışların baz etkisinden kaynaklandığını, yanlış değerlendirilmemesi gerektiğinin de altını çizdi.
OSD Başkanı, 2009 yılında, dünya genelinde teşviklerle yaratılan suni talebin, 2010 yılında bu teşviklerin son bulmasıyla ortadan kalkacağı, bu nedenle de üretim seviyelerinde artış olmayacağı yönündeki görüşlere de sunumunda yer verdi. 1994 ve 2001 krizlerinin etkilerinin, dörder yıllık süreçlerde ortadan kalktığına vurgu yapan Tezer, aynı seyrin gerçekleşmesi durumunda 2012 yılından önce krizin etkilerinin sonlanmasından bahsedilemeyeceğini ifade etti.
Ercan Tezer, Türkiye'de beklenen hurda indiriminin yalnızca krize yönelik ekonomik teşvik yönüyle ele alınmaması gerektiğini, çevresel faktörlerin bu konudaki esas belirleyici olduğunu belirtti ve OSD'nin bu konudaki çalışmasını tamamladığını söyledi.
Tezer sunumuna, Türk otomotiv sektörünün önünde, uzun vadede bir üretim ve ar-ge merkezi olma hedefi olduğunu, dünya otomotiv sektörünün klasik merkezlerden daha rekabetçi ve dinamik merkezlere kaydığı bir ortamda siyasi kararlılıkla bu yönde ilerlenilmesi gerektiğini belirterek son verdi.
