Pekin’de düzenlenen 13. Üye Konferansı’nda, Çin Demir Çelik Birliği (CISA) Başkanı, aynı zamanda Shougang Group Yönetim Kurulu Başkanı Zhao Minge, Çin çelik sektörünün mevcut durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Zhao Minge, Çin çelik sektöründe beş temel özelliğin öne çıktığını belirtti. Bunlar; arzın güçlü, talebin zayıf olduğu yapının devam etmesiyle arz-talep dengesizliğinin belirginliğini koruması, çelik ihracatı rekor seviyeye ulaşırken ithalatın düşüşünü sürdürmesi, çelik fiyatlarının yıllık bazda gerilemesi ve dalgalanma aralığının daralması, toplam kârın yıllık bazda artmasıyla operasyonel kalite ve verimliliğin iyileşmesi ve çevresel göstergelerde kaydedilen ilerlemeler ile çevre yönetiminde önemli başarılar kaydedilmesi olarak sıralandı.
2025 yılında Çin’in ham çelik üretimi %4,4 düşüşle 960,8 milyon mt seviyesinde gerçekleşirken, çelik ihracatı %7,5 artışla 119 milyon mt oldu.
Zhao Minge, 15. Beş Yıllık Plan döneminin çelik sektörü için modern sanayi sisteminin inşasının hızlandırılacağı kritik bir aşama olduğunu vurguladı. Sektörün, belirgin arz-talep dengesizlikleri, görece düşük sanayi yoğunlaşması, zayıf hammadde güvenliği, artan kârlılık baskısı ve zorlu ticaret ortamı gibi sorunlarla karşı karşıya kalacağını ifade etti.
2026 yılının 15. Beş Yıllık Plan’ın başlangıç yılı olduğunu hatırlatan Zhao Minge, Çinli çelik üreticilerine reformlara devam etme ve yapısal sorunları çözme, inovasyon odaklı büyüme ile yeni üretim güçleri oluşturma, karbon salımı hedefleri doğrultusunda yeşil dönüşümü hızlandırma, dijitalleşme ile sanayi dönüşümünü destekleme, koordineli gelişimi teşvik etme, dışa açılımı sürdürerek uluslararası iş birliğini derinleştirme ve insan kaynağı altyapısını güçlendirme çağrısında bulundu.
Genel çerçevede CISA, Çinli çelik üreticilerinin toplam ham çelik üretimini kontrol altında tutması, arz yapısını optimize etmesi, sektörün istikrarlı gelişimini desteklemesi, verimliliği artırması ve dönüşümü hızlandırması gerektiğini belirtti.
Geleceğe yönelik beklentilerde ise Çin çelik sektörünün 2030 yılına kadar küresel ölçekte etkili, sanayi bağımsızlığı güçlü ve genel ekonomiye yüksek katkı sağlayan bir sektör haline gelmesinin hedeflendiği ifade edildi.
