Sırbistan Çelik Üreticileri Birliği: Yerel üreticilerin büyüme potansiyeli devam ediyor

Cuma, 06 Kasım 2026 15:08:51 (GMT+3)   |   İstanbul

Sırbistan Çelik Üreticileri Birliği Başkanı Branko Zecevic ile Sırbistan çelik sektörünün mevcut durumunu, ticaret engellerinin etkilerini ve bölgesel piyasalardaki gelişmeleri konuştuk. Zecevic'e göre en büyük risk, enerji fiyatları ve piyasayı koruyucu önlemlerin sona ermesi.

Sırbistan çelik sektörünün mevcut durumunu özellikle üretim, tüketim ve kapasite kullanım oranları açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Sektörün bugün karşı karşıya olduğu başlıca zorluklar nelerdir?

Sırbistan çelik sektörü zor bir dönemden geçiyor. AB kotalarının azaltılması ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) uygulanmaya başlaması, Sırbistan'ın AB'ye yönelik çelik ihracatını ciddi ölçüde azalttı. Bu durum özellikle AB'nin başlıca ihracat pazarı olduğu yassı çelik üreticisini etkiledi. Sırbistan'a AB ithalatında ülkeye özel herhangi bir kota tahsis edilmemesi nedeniyle uzun mamul üreticileri de olumsuz etkilendi. Yassı çelik üretiminde kapasite kullanım oranı yaklaşık %50 seviyesinde bulunurken, uzun mamullerde bu oran %70-75 seviyesinde.

Sırbistan'da çelik talebini şu anda hangi sektörler destekliyor? Önümüzdeki birkaç yılda en güçlü büyüme potansiyelini hangi alanlarda görüyorsunuz?

Sırbistan'da önemli altyapı yatırımları gerçekleştiriliyor ve bu durum uzun mamul tüketiminin yıllık yaklaşık 500.000 mt seviyesinde kalmasını destekliyor. Tüketimin bu seviyenin üzerine çıkacağını öngörmek zor olsa da 450.000-550.000 mt aralığında korunması oldukça olası. Yassı çelik tüketimi de yaklaşık 500.000 mt seviyesinde seyrediyor. Bu tüketimde yaşanabilecek artış veya düşüş, hem Sırbistan'daki hem de AB'deki sanayi faaliyetlerinin seyrine bağlı olacak.

Sırbistan 2026 yılının başında bazı çelik ürünlerine ithalat kotaları getirdi. O tarihten bu yana yerel üretim ile ithalat arasındaki denge nasıl değişti? Piyasa yeni sisteme nasıl uyum sağladı?

Sırbistan piyasası 2026 öncesinde herhangi bir kısıtlama olmaksızın ithalata tamamen açıktı ve yerel üreticiler iç piyasadaki paylarının büyük bölümünü ithal ürünlere kaptırmıştı. Uzun mamullerde yerel üreticilerin pazar payı %50'nin, yassı çelikte ise %40'ın altına gerilemişti. Hükümet müdahalesi olmadan bu durumun devam etmesi muhtemeldi ve yerel çelik sektörüne yönelik tehdit açık ve acil hale gelmişti.

SKDM'nin uygulanmaya başlaması, artık AB'ye ihraç edilemeyen önemli miktarda çeliğin açık pazarlara yönelmesine neden oldu. Ayrıca AB ithalat kotalarının azaltılması, alternatif pazar arayan çelik miktarını daha da artırarak bu baskıyı güçlendirdi.

Sırbistan'da ithalat kotalarının uygulanmaya başlaması, yerel sektörün ayakta kalmasına ve daha önce kaybettiği pazar payının bir bölümünü geri kazanmasına yardımcı oldu. Bu yılın ilk sekiz ayında yerel üreticilerin pazar payı %60'ın üzerine çıktı. Yerel üretim kapasitesi iç talebin üzerinde olduğu için yerel üreticiler açısından hâlâ gelişme potansiyeli bulunuyor.

Başlıca çelik piyasalarında korumacı önlemler artarken, AB dışındaki Balkan pazarlarına yönelen yabancı tedarikçilerin çoğalmasını bekliyor musunuz? Bu durum Sırbistan ve bölgenin geneli açısından ne anlama gelebilir?

Piyasayı koruyucu önlemler olmaması halinde çok büyük miktarda çeliğin bölgemizde alıcı bulmaya çalışacağı açık. Bu da yerel üretimin kaybedilmesi anlamına gelir. Nitekim Bosna-Hersek'te Zenica çelik tesisinin bu yıl Nisan ayında üretimi durdurması bunun bir örneği. İthalata karşı koruma önlemleri bulunmayan her piyasanın kaçınılmaz olarak yerel üretimini kaybedeceğine inanıyorum.

AB, Sırbistan çelik sektörü için kritik bir pazar olmaya devam ediyor. AB'nin yeni çelik kota rejiminin ve sıkılaşan ticaret önlemlerinin Sırbistan'ın çelik ihracatını ve Avrupa piyasasındaki konumunu nasıl etkilemesini bekliyorsunuz?

Daha önce de belirttiğim gibi söz konusu önlemler ithalat kotasının %50'den fazla azaltıldığı Sırbistan yassı çelik üretimi üzerinde önemli bir etki yarattı. Sırp üreticilerin öncelikle yerel piyasanın ihtiyaçlarını karşılaması ve mümkün olduğunda yeni ihracat fırsatları bulmaya çalışması gerekiyor.

SKDM artık kalıcı uygulama dönemine girdi. Sırbistan çelik sektörü yeni gerekliliklere ne kadar hazır? Üreticilerin emisyon raporlaması, doğrulama ve maliyetler açısından karşılaştığı en büyük zorluklar nelerdir?

Bu konuda yassı çelik ve uzun mamul segmentlerindeki durum birbirinden oldukça farklı. Yassı çelikte, yüksek CO₂ emisyonlarına sahip yüksek fırın tesisiyle üretim yapıyoruz. Buna karşılık uzun mamulde, çok düşük emisyonlara sahip modern bir elektrik ark ocaklı tesiste üretim gerçekleştiriyor ve SKDM koşullarına oldukça uygun ve rekabetçi bir konumda bulunuyoruz. Ancak AB piyasasında ithalat kotasının bulunmaması, pazara giriş açısından ciddi bir engel oluşturuyor.

Raporlama ve doğrulama süreçleri açısından özel bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Ancak AB'ye ihracat yapamıyorsanız bu süreçlere uyum sağlamanın ne faydası var?

Sırbistan'ın ötesinde Batı Balkanlar'daki çelik piyasalarında nasıl gelişmeler bekliyorsunuz? Sırbistan, Kuzey Makedonya, Arnavutluk ve Karadağ gibi ülkeler, AB ve diğer büyük piyasalarda artan ticaret engelleriyle karşılaşan çelik ürünleri için daha önemli pazarlar haline gelebilir mi?

AB, ABD ve diğer çelik üreticisi ülkelerde ithalat kısıtlamaları devam ettiği sürece Sırbistan çelik piyasası da korunmaya devam edecek. Bahsettiğiniz diğer ülkelerde ise neler olacağını söyleyemem. Bildiğim kadarıyla Sırbistan dışında yalnızca Kuzey Makedonya'da aktif çelik üretimi bulunuyor. Diğer ülkeler çelik üretimlerini zaten kaybetmiş durumda ve piyasaları çelik ithalatına açık olacak.

Sırbistan çelik sektörünün önümüzdeki yıllarda rekabet gücünü koruyabilmesi için en çok hangi yatırımlara ihtiyacı var? İlave üretim kapasitesi, modernizasyon, karbonsuzlaşma, enerji altyapısı veya son kullanıcı sektörlere yönelik yatırımlardan hangileri öncelikli olmalı?

Öncelikle yenilenebilir enerji üretimine dayalı enerji altyapısına yatırım yapılması gerekiyor. Yassı çelik üretiminde ise modernizasyon ve karbonsuzlaşma yatırımlarına ihtiyaç var. Mevcut üretim kapasiteleri bölgesel talebi oldukça iyi karşıladığı için ilave üretim kapasitesine ihtiyaç bulunmuyor.

Önümüzdeki üç ila beş yıllık döneme baktığınızda Sırbistan çelik sektörü için en büyük fırsat ve en büyük risk olarak neleri görüyorsunuz?

En büyük fırsat, altyapı projelerinin ve ülkenin sanayisini geliştirmeye yönelik yatırımların devam etmesi. Bu, çelik talebinin mevcut seviyelerde sürmesini sağlayacaktır. En büyük riskler ise enerji fiyatları ve piyasayı koruyucu önlemlerin sona ermesi.

DemetKazdal
Demet Kazdal
Editör
Yazarın Tüm Yazıları

Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Demir çelik sektöründe 15 yıldır profesyonel içerik üreticiliği ve editörlük yapmaktayım. SteelOrbis bünyesinde İçerik Departmanı Müdürü olarak görev almaktayım. Başta Türkiye piyasası olmak üzere küresel pazar dinamiklerini yakından takip ederek sektörel haber ve raporlar hazırlıyorum.

Benzer Haber ve Analizler

Branko Zecevic: Küresel ticaret engellerinin artması sebebiyle Balkan çelik piyasası ithalat baskısıyla karşı karşıya

Sırbistan AB’nin yeni çelik koruma önlemlerinden muafiyet isteyecek

Küresel hurda piyasasına bakış: Türkiye'de artış devam ediyor, Asya'da yüksek seviyelere direnç daha fazla hissediliyor

Bazı Türk çelik üreticileri TL'deki değer kaybını telafi etmek için yerel hurda alım fiyatlarını artırdı

Rusya çıkışlı pik demir teklifleri, artan hurda fiyatlarına rağmen yükselen navlunun baskısı altında kalmaya devam ...

Bulgaristan'da uzun mamul fiyatları yükselişini sürdürürken, alıcılar artışlara ayak uydurmakta zorlanıyor

Türkiye çıkışlı ticari profil fiyatları zayıf talep nedeniyle düşüş kaydetti

Günlük demir cevheri fiyatları CFR Çin - 6 Kasım 2026

Küresel kütük piyasasına bakış: İndirimli satışlara rağmen fiyatlar farklı seyirler izliyor

Romanya uzun mamul piyasasında fiyatlar yükselmeye devam ederken, talep artışa ayak uyduramıyor





iLab Ventures
Kariyer.net  -  Sigortam.net  -  Arabam.com  -  Cimri  -  Emlakjet  -  Endeksa  -  HangiKredi  -  Chemorbis