PASDER: Beklentimiz gümrük vergilerinin aşağı yönlü revize edilmesi

Salı, 17 Kasım 2020 14:01:36 (GMT+3)   |   İstanbul
       

Paslanmaz Çelik Derneği Genel Sekreteri Fatih Köksal ile paslanmaz çeliğin önemini ve sektörün karşı karşıya kaldığı mevcut zorlukları konuştuk.

 

Derneğinizin kuruluş amacından ve hizmetlerinden bahsedebilir misiniz?

Paslanmaz Çelik Derneği (PASDER), 2006 yılında kurulmuş olup paslanmaz çelik sektörünün önde gelen firmalarından oluşan 20 üyeye sahiptir. Aynı zamanda Avrupa Paslanmaz Çelik Birliği (EUROINOX) ve Dünya Paslanmaz Çelik Birliği (ISSF) üyesidir.

Üyelerimizle birlikte beyaz eşya, otomotiv, gıda, kimya ve inşaat başta olmak üzere paslanmaz çelik ile ilgili sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerde istihdam edilen çalışan sayısı 300.000’in üzerindedir. Bu işletmelerin %65’lik bölümü dernek üyelerimizle tedarik zinciri içerisinde doğrudan ve dolaylı ilişki içindedirler.

Derneğimizin kuruluş amacı, paslanmaz çeliğin değerine ve önemine işaret etmek, paslanmaz çeliğe ilgi uyandırmak, paslanmaz çeliğe ve kullanımına ilişkin anlayışı geliştirmek, çeşitli sektörleri paslanmaz çeliğin avantajlarını kullanmaya yönlendirerek paslanmaz çeliğin kullanımını yaygınlaştırmak, paslanmaz çeliğin mühendislik avantajlarıyla ilgili bilinci yükseltmek, paslanmaz çelik kullanıcılarının, paslanmaz çeliğin, türlerin çeşitliliği ve teknik özellikleri hakkında bilgilendirmek, uygun tasarım ve üretim bilgilerini yaymaktır.

Okuyucularımıza paslanmaz çeliğin ne gibi avantajlar sağladığından bahsedebilir misiniz?

Paslanmaz çelikler 20. yüzyılın başlarında öncelikle kimya endüstrisinde yüksek korozyon dayanımı gerektiren uygulamalar için üretilmiştir. Yıllar boyunca çeşitli ortamlara dayanabilmesi için 100’den fazla çeşit paslanmaz çelik ortaya çıkmıştır.

Paslanmaz çelikler bileşimlerinde en az %10,5 krom içeren çelik alaşımlarıdır.

Değişik kimyasal bileşimleri sayesinde, alaşımsız çeliklere kıyasla korozyona karşı önemli ve farklı dayanıklılıklar gösterirler. Alaşımdaki krom çeliği paslanmaz yapar ve miktarı yükseltilerek korozyon dayanımı artırılabilir. Üstün korozyon dayanımını yüzeye kuvvetle tutunmuş, yoğun süneklik özelliğine sahip çok ince oksit tabakası sağlar. Bu ince tabaka uygun koşullar altında kendini yenileme özelliğine sahiptir.

Paslanmaz çelikler diğer çelikler ile karşılaştırıldıklarında, mükemmel korozyon dayanımları yanında değişik mekanik özelliklere sahip türlerinin bulunması, düşük ve yüksek sıcaklıklarda kullanılabilmeleri, uzun ömürlü olmaları, kolay şekillendirilebilmeleri, estetik görünümleri, zahmetsiz temizlenebilmeleri dolayısıyla hijyenik olmaları, geri dönüşümlü ve çevre dostu olmaları sebebi ile tercih edilmektedirler.

Paslanmaz çelikler 4 ana grupta toplanır;

  • Östenitik
  • Ferritik
  • Östenitik-Ferritik (Dubleks)
  • Martenzitik

Östenitik:
Paslanmaz çeliğin en çok kullanılan türüdür. Bu grup en çok kullanılan 304, 316 kalite çelikleri ve yüksek alaşımlı 310S kalite çelikleri ihtiva eder.

İçeriğinde minimum %7 oranında bulunan nikel çelik yapıyı tamamen östenitik yapar. Nikel malzemeye süneklik, geniş sıcaklık aralığında çalışma olasılığı, manyetik olmayan özellikleri ve iyi kaynaklanabilirlik kazandırır.

Östenitik paslanmaz çelik uygulamaları züccaciye, konteyner, endüstriyel borulama ve kaplar, mimari cephe ve inşaat yapılarını içerir.

Ferritik:
Bunlar düşük karbonlu ve %12 - %18 krom içeren paslanmaz çelik türüdür. En çok kullanılan türü 430 kalite çeliklerdir. Yapı itibarıyla yumuşak çeliklere benzerler, ancak korozyon dayanımları yüksektir.

Ferritik çeliklerin başlıca kullanım yerleri; mutfak gereçleri, çamaşır makinaları, iç mekan dekoratif uygulamalar, otomobil şasi parçaları, egzoz elemanları, sıcak su tanklarıdır.

Östenitik-Ferritik (Dubleks):
Östenitik ve ferritik fazlardan oluşan iç yapısı nedeniyle dubleks paslanmaz çelik adını alırlar. Alaşımda yüksek oranda krom %18-28 ve orta miktarda nikel (%4,5-8) içeren çeliklerdir. İçerikte %8 nikel olması tam östenitik yapı için yetersizdir. Dubleks yapısı hem kuvvet ve süneklik sağlar.

Dubleks paslanmaz çelikler çoğunlukla petrokimya, kağıt ve gemi inşa sanayinde kullanılır.

Martensitik:

%0,1 karbon ve %11-13 krom ihtiva eder. Orta derece korozyon dayanımına sahiptirler. Isıl işlem uygulanabilir ve sertlikler elde edilebilir.

Bu çelik türü çoğunlukla türbin kanatları, ameliyat aletleri, bıçaklarda kullanılır.

Pandeminin paslanmaz çelik sektörüne etkileri nasıl oldu?

Emtia fiyatlarının ortalama %20 oranında gerilediği, Avrupa Birliği’nin 2020 yılı ikinci çeyrek itibarıyla %14,4 küçüldüğü, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) yıl geneli için %4,9 oranında küçülme tahmininde bulunduğu, Dünya Ticaret Örgütü’nün ise iyimser senaryoda %13, kötümser senaryoda %32 oranında küçülme beklediği küresel ekonomi koşullarında pandemi kaynaklı bu olumsuz gidişattan paslanmaz çelik sektörü de etkilenmiştir.

Küresel ölçekte yaşanan bu gelişmelerden ülkemiz de haliyle etkilenmiş olmakla birlikte, paydaş sektörlerle birlikte paslanmaz çelik sektöründe de Temmuz ayı itibarıyla toparlanma eğilimi gözlenmektedir. Bu toparlanmaya karşın normal koşulların %20-30 altında bir ticari hacim söz konusudur. 2021 yılında dış pazarların da toparlanmasına bağlı olarak sektörümüzün gelişim ivmesini sürdürerek dengeye kavuşması beklenmektedir. 

Mevcut koşullarda nikel ve paslanmaz çelikte fiyat seviyelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Küresel ölçekte yaşanmakta olan pandemi koşullarının yanı sıra ABD, AB, Çin arasında süregelen ticaret savaşları paslanmaz çelik fiyatlarının dalgalı bir seyir izlemesine yol açmaktadır. Pandemi sürecinde emtia fiyatlarındaki düşüşle paralel olarak nikel fiyatlarında da belirli bir düşüş yaşanmış olmakla birlikte sonraki süreçte toparlanma olmuştur. Sektörel olarak mevcut durumda ABD’de göstergelerin nispeten olumlu seyrettiğini, AB ve Asya pazarlarında ise yatay bir seyir izlendiğini söyleyebiliriz. Önümüzdeki dönemde pandemi koşullarına ve ticaret savaşlarının gidişatına bağlı olarak dalgalı seyrin kısa ve orta vadede devam etmesi beklenmektedir. Sonrasında piyasalarda bir denge yakalanması söz konusu olacaktır.

Paslanmaz çelik kullanılan sektörlerde talep ve global anlamda paslanmaz ticareti ne durumda?

Ülkemizin yıllık yaklaşık 600.000 ton/yıl paslanmaz çelik tüketimi bulunmaktadır. Soğuk haddelenmiş paslanmaz çelik ürünlerine uygulanan gümrük vergisi; 30 Ekim 2013 tarihinde %2’den %8’e, 31 Aralık 2015 tarihinde %8’den %10’a, 31 Aralık 2019 tarihinde de %10’dan %12’ye yükseltilmiştir. Son olarak, pandemi döneminde bu ürünlerdeki gümrük vergisi 18 Nisan 2020 tarihi itibarı ile %17’ye yükseltilmiştir.

Ülkemizde tüketimi karşılayacak miktarda ve entegre yapıda bir üretim olmamasından dolayı çelik servis merkezleri ve endüstriyel üreticiler, farklı niteliklerde soğuk haddelenmiş paslanmaz çelik ürünlerini ağırlıklı olarak yurt dışından karşılamak zorundadır. Dolayısıyla, mevcut talebin ancak üçte birini karşılayacak düzeyde soğuk haddelenmiş paslanmaz çelik ürün arzı bulunmasına karşın ürün gruplarının tamamı için uygulanan yüksek gümrük vergisi sanayicilerimizin rekabet gücünü olumsuz yönde etkilemektedir.

Gümrük vergisine tabi olmayan Avrupa Birliği ve Serbest Ticaret Anlaşması kapsamındaki ülkelerin firmaları da daha önce olduğu gibi ürün fiyatlarını vergi artışına paralel olarak artırmaktadır. Dolayısıyla yurt dışına döviz çıkışı farklı boyutlarda ve yüksek miktarlarda devam etmekte, bu artıştan en büyük zararı ülkemizin reel sektörü ve ekonomisi görmektedir. 

Bu uygulamalar sonucunda;

  • İhtiyaç duyulan paslanmaz çelik ürün arzının ülkemizde mevcut olmaması ve kalite, maliyet, hızlı termin gibi avantajları sebebiyle bu ürünleri diğer ülkelerden temin etmek zorunda olan,
  • Bu ürünleri kullanarak binlerce çeşit mamul üreten, yüksek oranda katma değer ve istihdam oluşturan

başta KOBİ’ler olmak üzere binlerce imalatçı, sanayici ve ihracatçı önemli ölçüde zarar görmüş ve sektör oyuncularının tamamına yakınının aleyhine bir rekabet ortamı oluşmuştur.

Dünya genelinde ve Türkiye’de paslanmaz çelik tüketimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yukarıda da değinildiği gibi, paslanmaz çelik ürünleri için uygulanmakta olan yüksek gümrük vergisi, Türkiye sanayisine çok büyük bir zarar vermektedir. Sektörün genelinin düşüncesi bu yönde iken ve bu vergilerin azaltılmasına yönelik sektörün talebini içeren bütün girişimlere karşın 31 Aralık 2019 tarihinde %10’dan %12’ye yükseltilen gümrük vergisinin, 18 Nisan 2020 tarihi itibarı ile %17’ye yükseltilmesi ulusal ekonomimiz ve reel sektör için yıkıcı bir darbe olmuştur.

Yüksek gümrük vergisi uygulaması on binlerce kişilik istihdam oluşturan, yıllar boyunca ülkemizin dört bir yanında yatırımlar yapmış olan binlerce yerli işletmeyi olumsuz yönde etkilemektedir.

Diğer demir-çelik ürünleri ile paslanmaz çelik ürünleri, pazar koşulları, ürün yapısı, birim fiyatlar, yerli üretim altyapısı, ulusal üretim kapasitesi, arz-talep dengesi açılarından tamamıyla birbirinden farklı koşullara sahiptir. Diğer demir-çelik ürünlerinde ülkemizde birçok yerli ve entegre üretici olması nedeniyle, ürün grubuna göre ülke ihtiyacının %80 ila %100’ünü karşılayacak üretim kapasitesi mevcuttur. Paslanmaz çelik ürünlerinde ise durum tam tersidir ve ülke ihtiyacının %70’i ithalat yoluyla karşılanmak zorundadır. Ayrıca diğer demir-çelik ürünlerinde ortalama ürün fiyatı 500$/ton seviyelerindeyken paslanmaz çelik ürünlerinde ortalama ürün fiyatı 2.500$/ton’dur. Dolayısıyla vergi artışları ürün fiyatlarında çok yüksek artışlara tekabül etmektedir.

Bu vergi artışları nedeniyle, paslanmaz çelik ürünlerini hammadde olarak kullanan beyaz eşya, otomotiv, mutfak gereçleri, gemi sanayi, gıda tesisi üreticileri gibi endüstriyel kuruluşların ve servis merkezlerinin yaşadıkları sorunlar şu şekilde özetlenebilir:

  • Ülkemizde üretilen katma değeri ve ihracat potansiyeli yüksek makinelerin, otomobil aksamlarının, mutfak eşyalarının, beyaz eşyaların maliyetleri yükselmiş, yurt içinde enflasyonist bir baskı oluşurken, yurt dışı pazarlarda firmalarımızın rekabet gücü azalmış, ihracatı zarar görmüştür,
  • Gümrük vergisinden muaf olan AB firmalarının ve STA kapsamındaki ülke firmalarının fiyatları vergi artışı oranlarında artarak yurt dışına döviz çıkışı farklı bir boyutta yükselerek devam etmiş, ithalatın azaltılması amaçlanırken farklı ülkelere yönelerek daha fazla artması söz konusu olmuştur,
  • Hammaddelerini uygun fiyatla ve yüksek kaliteyle ithal ederek üretim yapan yerli beyaz eşya, mutfak gereçleri vs. firmalarımızın rekabetçiliği yara alırken, aynı ürünleri Avrupa Birliği’nden (AB) veya Serbest Ticaret Anlaşması (STA) kapsamındaki ülkelerden bitmiş olarak vergisiz halde ülkemize ihraç eden yabancı firmalar rekabette avantajlı duruma gelmiştir. 

Sizce paslanmaz çelik kullanımını geliştirmek ve yaygınlaştırmak için neler yapılabilir?

Paslanmaz çelik kullanımını geliştirmek ve yaygınlaştırmak adına PASDER olarak yürüttüğümüz faaliyetler şu şekildedir:

  • Global ve ulusal gelişmelerin bültenler yoluyla paylaşılması,
  • Sektörümüze ilişkin mevzuatlardaki güncel gelişmelere dair bilgilendirme yapılması,
  • Paslanmaz çelik sektörünün önde gelen firmalarından oluşan üyelerimiz arasında iş birliğinin ve güç birliğinin geliştirilmesi,
  • Paslanmaz çelik sektörüyle ilgili bakanlıklarda yetkili birimlerle görüşmeler yapılması suretiyle kamu nezdinde bilinirliğimizin ve imkanların artırılması,
  • Çeşitli platformlarda sektöre ilişkin görüşlerimizin aktarılmasıyla paslanmaz çelik sektörüne yönelik farkındalığın artırılması,
  • İlgili sektörlere mensup kurum ve kuruluşlarla görüşmeler yapılarak paslanmaz çelik kullanım alanının geliştirilmesi, kullanımının yaygınlaştırılması,
  • Ulusal ve uluslararası kongre, seminer ve konferanslara katılım sağlanarak PASDER’in tanıtılması, sektörümüze ilişkin bilgilerin paylaşılması,
  • Paslanmaz çelik kullanımına ilişkin olarak üyelerimizin teknik sorularının yanıtlanması, yaşanılan problemlerine çözümler geliştirilmesi.  

2020 yılı şimdiye kadar paslanmaz sektörü için nasıl geçti, yılın geri kalanı için beklentileriniz neler?

Pandemi koşullarından ötürü özellikle 2020 yılının ikinci çeyreğinde diğer sektörlerle birlikte paslanmaz çelik sektörü de daralma yaşamış olmakla birlikte, üçüncü çeyreğin başından itibaren toparlanma eğilimi söz konusudur. Yılın geri kalanında sektörün gidişatını ülkemizde ve ticari paydaşımız olan ülkelerde pandeminin gidişatı, global ve ulusal ekonomik-siyasi gelişmeler, ticaret savaşları ve döviz kurlarındaki hareketlenmeler belirleyecektir.

PASDER olarak, ithalatın azaltılması amacıyla vergi artışı uygulamalarının ülke ekonomisine fayda sağlaması için ülkemizde tüketilen soğuk haddelenmiş paslanmaz çelik ürünlerinin tamamına yakınının istenilen kalitede ve teknik özelliklerde üretim kabiliyetine sahip olunması, istenilen sürelerde temin edilebilmesi, ülkemiz adına yüksek katma değer sağlayan bir üretim sürecine sahip olunması, bunları gerçekleştirmek için de entegre bir yatırımın yapılması koşullarının oluşması gerektiğine inanmaktayız.

Nitekim dünya konjonktürünün sıkıntılı bir konumda olduğu bu dönemde enerjinin önemli bir kısmının ithal edildiği, hammadde kaynaklarının yeterli olmadığı ülkemizde ithali zorunlu ve gerekli hammadde ve ara mamulleri ne kadar ucuza mal edersek sanayicimiz ve dolayısıyla halkımız da o kadar kazanacaktır. Sanayinin rekabetçiliği, hammaddesini dünya fiyatlarında elde etmesinden geçmektedir. Mevcut durum, ülkemizde yeterli düzeyde üretimi olmayan bir sanayi girdisinin dünya fiyatlarının çok üstünde mal olmasına yol açmıştır. Bu konuda beklentimiz, mevcut durumun gözden geçirilerek gümrük vergilerinin aşağı yönlü revize edilmesi ve sanayicimizin paslanmaz çelik temininde dünya fiyatları ile ara malı ve hammadde alabilme imkanına tekrar kavuşturularak mağduriyetinin önlenmesidir. 


Son Tarihli İlgili Haberler

Barış Çiftçi: Uzun vadeli çelik talebi kaybı ihtimal dahilinde

Türkiye’de yerel ve ithal sıcak sac teklifleri 10-20$/mt daha arttı

Veysel Yayan: Yılsonunda Türkiye’nin ham çelik üretiminin 35 milyon mt’u görmesi bekleniyor

Cemal Yeşilyurt hayatını kaybetti

Erdemir, Kümaş Manyezit için Yıldız Holding ile görüşüyor