Sektörün her yıl üretimini artırarak dünyanın 8. büyük üreticisi ve ihracatçısı konumuna geldiğini kaydeden Ekinci, "Türk çelik sektörünün, bu yıl sonu itibarıyla 37,5 milyon ton ham çelik üreteceği ve 20 milyon ton mamulü ihraç edeceği öngörülüyor. 2010 yılı istatistiklerine göre sektörün elektrik tüketimi, Türkiye genelinin yüzde 11'ini, sanayi tüketiminin ise yüzde 23'nü oluşturuyor. Doğalgaz tüketimi ise Türkiye toplamının yüzde 5'ine, sanayi tüketiminin yüzde 10'una denk geliyor. Dolayısıyla enerji maliyetleri işletme maliyetlerinin yaklaşık yarısını oluşturan çelik ürünlerinin rekabetçi fiyatlarla ihraç edebilmesi açısından enerji maliyetleri hayati önem taşıyor," dedi.
Sektördeki firmaların devamlı olarak enerji maliyetleri üzerindeki suni yüklerin yarattığı dezavantajları vurguladığını ve bu yüklerin kaldırılması yönündeki taleplerini dile getirdiğini vurgulayan Namık Ekinci sözlerini şöyle sürdürdü; "Beklentilerin aksine, son bir yıl içerisinde elektrik enerjisi ve doğalgaz fiyatlarına sırasıyla %44 ve %49 oranlarında yapılan zam yapıldı. Sanayideki yüksek enerji maliyetlerinin yanı sıra bu maliyetler üzerindeki TRT payı, BTV, ETV gibi ilave fon ve kesintiler üzerimizde büyük yük oluşturuyor. Ayrıca, dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan ve başta AKÇT olmak üzere, Türkiye'nin uluslararası taahhütlerine de aykırılık taşıyan "çevre katkı payı" gibi uygulamalar da üretim maliyetlerini yükselterek, rekabet gücümüzü olumsuz yönde etkiliyor. Sonuçta ihracat pazarlarımızı kaybetme tehdidi ile karşı karşıya bırakıyor."
Namık Ekinci, yükselen enerji fiyatları nedeniyle üretimini kısmen de olsa kısmak zorunda kalan sektörün 2023 yılında 55 milyar dolar ihracat hedefine ulaşabilmesinin, uygun ortamın sağlanmasına bağlı olduğunu ifade ederek, rekabet gücünün artırılması ve üretim faaliyetlerinin yeniden canlandırılabilmesi için sektörün isteklerini şöyle sıraladı:
• Elektrik enerjisi üzerindeki %2 TRT, %1 BTV ve %1 ETV vergileri gibi her türlü fon ve kesintiler kaldırılması,
• İhraç edilen ürünün üretilebilmesi için sarf edilen enerjinin DİR kapsamına alınması,
• Hafta sonu ve bayram tatillerinde enerji tüketiminin düşmesi nedeniyle, eskiden olduğu gibi gece tarifesi uygulamasına geçilmesi,
• Yaz aylarında havanın geç kararmasından dolayı, puant saati uygulamasının 20:00-22:00 saatleri arasına indirilerek, 2 saate düşürülmesine veya mevcut sistemde gündüz, puant ve gece olarak sınıflandırılan tüketimin, AB ülkelerinde olduğu gibi gece ve gündüz olarak yeniden sınıflandırılması,
• Son 1 yılda %100 civarında artış gösteren "kontrol edilemeyen giderler, fatura, sayaç okuma ve hizmet bedeli" adı altında, kuruluş bazında aylık yüz binlerce liraya varan haksız tahsilata ve söz konusu tahsilatın KDV matrahına dahil edilmesi uygulamasına son verilmesi,
• Sanayiciye tarife seçme serbestisi tanınması,
• Bireysel tüketici ile sanayiciye uygulanan elektrik enerjisi fiyat farkının, AB ülkeleri ile aynı seviyeye çıkartılmasını teminen, sanayinin kullandığı elektrik enerjisi fiyatlarına zam yapılmamasına veya en azından söz konusu farkın kademeli bir şekilde düşürülmesi,
• AB ülkelerindeki kullanıcılara uygulanmakta olan fiyat tarifeleri ve fiyat tasnifi göz önünde bulundurularak, tarifelerin enerji tüketim değerlerine göre küçük, orta, büyük ve ekstra büyük tüketici grubu olarak sınıflandırılması."
