ABD ile İran arasındaki gerilimin tırmanması küresel piyasalarda endişeleri yeniden artırırken, enerji, lojistik ve tedarik zincirleri üzerinde doğrudan etkiler yarattı. 13 Nisan itibarıyla yürürlüğe giren ve İran limanlarını hedef alan ABD deniz ablukasının, son yıllarda Körfez bölgesinde görülen en önemli adımlardan biri olduğu ve küresel enerji akışlarının önemli bir kısmını etkilediği belirtildi. Küresel petrol arzının yaklaşık %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı tamamen kapanmasa da söz konusu gelişmenin piyasadaki beklentiler üzerinde güçlü etki yaratarak riskleri ve enerji akışına ilişkin belirsizlikleri artırdığı ifade edildi.
Enerji fiyatları yükseldi: petrol 100$/varil seviyesini aştı
Piyasa tepkisinin hızlı olduğu ve Brent petrol fiyatının 102$/varil seviyesini aşarken, WTI petrolün 104$/varil üzerine çıkarak kısa sürede %6-7 artış kaydettiği belirtildi. Enerji yoğun bir sektör olan çelik sektörü açısından yükselen enerji fiyatlarının kritik önem taşıdığı vurgulandı. Artan petrol ve yakıt maliyetlerinin özellikle entegre üreticiler ve son kullanıcı işleme faaliyetlerinde üretim maliyetlerini doğrudan artırdığı, aynı zamanda hammadde ve nihai mamul taşımacılığında maliyetleri yükselttiği ifade edildi. Elektrik ve doğal gaz fiyatlarında halihazırda görülen dalgalanmanın daha da artmasının beklendiği ve bunun özellikle Avrupa’daki çelik üreticilerinin rekabet gücü üzerinde baskı oluşturabileceği belirtildi.
Öte yandan Körfez bölgesindeki istikrarsızlığın deniz taşımacılığı akışını olumsuz etkilediği bildirildi. Kısıtlamalar ve operasyonel risklerin Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi sayısını azalttığı ve operatörleri daha uzun ve maliyetli alternatif rotalara yönlendirdiği ifade edildi. Teslimat sürelerinde 20-25 güne varan gecikmelerin görüldüğü ve bunun lojistik planlama ile stok yönetimini zorlaştırdığı belirtildi. Belirsiz ortamın gemi bulunabilirliği ve ticaret akışlarının organizasyonu üzerinde de etkili olduğu kaydedildi. Piyasa kaynaklarına göre deniz navlun fiyatlarının son haftalarda belirgin şekilde arttığı, bazı durumlarda üç katına çıktığı ve tedarik zinciri genelinde maliyetleri daha da yükselttiği ifade edildi.
Küresel çelik sektörü için riskler arttı
Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimlerin küresel çelik sektörü açısından hem hammadde tedariki (demir cevheri ve kömür dahil) hem de Orta Doğu’ya yönelik ihracat tarafında somut riskler yarattığı belirtildi. Körfez bölgesinin birçok üretici için önemli bir pazar olmasının yanı sıra Asya ile Avrupa arasındaki ticaret akışlarında stratejik bir lojistik merkez konumunda olduğu ifade edildi. Bu nedenle bölgede yaşanacak aksaklıkların ticaret dengelerini bozabileceği, bağlantı tonajlarını azaltabileceği ve fiyat oynaklığını artırabileceği vurgulandı. Artan belirsizliğin piyasa oyuncularını tedarik ve satış stratejilerini gözden geçirmeye yöneltebileceği, alternatif pazarlara yönelim veya tedarik zincirlerinin kısaltılması gibi eğilimleri güçlendirebileceği belirtildi.
İtalya’da etkiler görülmeye başladı
Gelişmelerin İtalya’da da etkisini göstermeye başladığı bildirildi. Körfez bölgesi ile güçlü ticari bağlara sahip Adriyatik’in önemli limanlarından Ancona’da operasyonların olumsuz etkilendiği ifade edildi. Yerel kaynaklara göre yıllık ihracatın %20-25’inin bu pazarlara bağlı olduğu ve deniz taşımacılığındaki aksaklıklar nedeniyle tonajların şimdiden düşüş göstermeye başladığı belirtildi. Teslimat gecikmeleri ve bazı sevkiyatların iptali, özellikle bu pazarlara bağımlı şirketler için üretimde düşüş riski yaratıyor. Aynı zamanda artan enerji maliyetlerinin reel ekonomi üzerinde baskı oluşturduğu, yakıt, doğal gaz ve elektrik fiyatlarındaki yükselişin hem sanayi maliyetlerini hem de halihazırda baskı altındaki yerel talebi olumsuz etkilediği ifade edildi. Küresel tedarik zincirlerine entegre ve enerjiye bağımlı İtalyan çelik üreticileri için mevcut koşulların ilave bir baskı unsuru oluşturduğu belirtildi.
Bazı operatörlerin lojistik sorunları aşmak için kara yolu taşımacılığı gibi alternatiflere yöneldiği ancak bu çözümlerin daha maliyetli olduğu ve orta vadede sürdürülebilir olmadığı ifade edildi.
Görünüm
Kısa vadede piyasanın oynaklığa açık kalmaya devam edeceği belirtilirken, ABD ile İran arasındaki krizin seyri enerji ve ticaret rotalarının istikrarı açısından belirleyici olacak. Çelik sektörü açısından en büyük riskin yüksek enerji maliyetleri, lojistik sorunlar ve talep tarafındaki belirsizliklerin birleşiminden kaynaklandığı ifade edildi. Krizin uzaması halinde marjlar üzerindeki baskının artabileceği ve uluslararası ticaretin daha da yavaşlayabileceği vurgulandı.
Piyasa oyuncularının diplomatik gelişmeleri yakından takip ettiği ancak mevcut durumda piyasanın daha yüksek risk ve daha düşük öngörülebilirlik içeren yeni bir ortama uyum sağlamaya başladığı belirtildi.
