Hasçelik: Yeni çelikhane yatırımımızla uluslararası rekabette daha güçlü bir konuma geçmeyi, iç pazarda ise nitelikli üretimle büyümeyi hedefliyoruz

Salı, 17 Mart 2026 12:02:05 (GMT+3)   |   İstanbul

Hasçelik Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Naci Faydasıçok ile vasıflı çelik sektöründeki son gelişmeleri konuştuk.

Faaliyetleriniz ve ürün gamınız hakkında bilgi alabilir miyiz?

Hasçelik’in kurumsal yolculuğu 1968 yılında, Türkiye’nin sanayileşme hamlelerine paralel olarak, çelik sektöründe güvenilir bir çözüm ortağı olma hedefiyle başladı. Kuruluşumuzdan itibaren, kalite, güven ve sürdürülebilirlik ilkelerini merkezine alan bir vizyonla ilerledik. Bu vizyon doğrultusunda hem ülkemizin kalkınmasına katkı sunmayı hem de sektörümüzde öncü olmayı amaçladık. Yıllar içinde güçlü yatırımlar ve gelecek vizyonuyla ürün ve hizmet kalitemizi sürekli geliştirdik. Bugün geldiğimiz noktada, ülkemizin önde gelen vasıflı çelik üreticilerinden biri olmanın yanı sıra geniş ürün yelpazemiz, modern üretim tesislerimizden oluşan entegre değer zincirimiz, Ar-Ge yatırımlarımız ve müşteri odaklı yaklaşımımızla çelik sektörünün dönüşümüne yön veren bir markayız.

Hasçelik, Türkiye'nin önde gelen vasıflı çelik üreticilerinden biri olarak geniş bir üretim kapasitesi ve faaliyet alanına sahip. Sıcak haddelenmiş vasıflı çelikler, soğuk işlem görmüş parlak çelikler, krom kaplanmış miller ve öğütücü bilyalar olmak üzere farklı ürün gruplarında üretim gerçekleştiriyoruz. Bilecik, Kocaeli Çayırova ve Konya’da toplam 6 üretim tesisimiz bulunuyor. Hasçelik olarak, yaklaşık bin kişilik bir ekiple, otomotiv, makine imalat, beyaz eşya, enerji, hidrolik & pnömatik ve havacılık gibi sektörlere hizmet veriyoruz. ​ 

Vasıflı çelik sektöründe talep ve fiyat trendleri açısından mevcut koşulları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Arz-talep dengesi, iç pazarda nispeten istikrarlı kalsa da küresel ekonomik yavaşlama, ülkelerin korumacı politikaları çelik talebini baskıladığından ihracat tarafında durgunluğa sebep oldu. Fiyat trendlerine baktığımızda da özellikle Çin'in ihracat pazarlarına yönelik devlet destekli politikaları ve agresif ihracat stratejilerinin, küresel fiyatlar üzerinde önemli bir baskı yarattığını söyleyebiliriz. Çin'in düşük maliyetli ürünleri, uluslararası pazarlarda fiyat rekabetini artırarak Türk çelik sektörü için zorluklar oluşturdu. Biz de Hasçelik olarak fiyat dalgalanmalarının etkisini azaltmak ve rekabet avantajımızı korumak için farklı stratejiler geliştiriyoruz. 

2026 yılının da küresel çelik piyasasında belirsizliklerin devam ettiği bir yıl olacağı görüşündeyiz. Demir cevheri ve hurda fiyatlarının, arz-talep dengesi ve jeopolitik gelişmelere bağlı olarak dalgalanması bekleniyor. Çin'in ihracat politikaları, Avrupa'nın çevresel düzenlemeleri ve enerji fiyatlarındaki olası değişimler, fiyatların yönünü belirleyen ana faktörler arasında yer almaya devam edecek. 

Hangi vasıflı çelik gruplarında hala dışa bağımlıyız ve bu bağımlılığı azaltmak için hangi yatırımlar kritik öneme sahip?

Türkiye’de vasıflı çelikte dışa bağımlılık daha çok yüksek katma değerli, ileri metalurjik bilgi ve dar toleranslı üretim gerektiren ürün gruplarında görülüyor. Özellikle yüksek temizlik seviyesine sahip özel kalite çelikler ve bazı kritik savunma sanayi uygulamalarına yönelik ürünler bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu bağımlılığı azaltmak için, ergitme ve ikincil metalurji kabiliyetlerini geliştiren yatırımların yanı sıra, ısıl işlem, kalite kontrol ve dijital izlenebilirlik altyapılarına odaklanmak büyük önem taşıyor. Aynı zamanda düşük karbon salımlı üretimi destekleyen teknolojik dönüşümler de uzun vadede rekabet gücünü belirleyen unsurlar arasında yer alıyor.

İhracat piyasalarında rekabeti nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Son yıllarda Çin’in iç talebini desteklemek amacıyla ihracatını sübvanse etmesi küresel çelik piyasalarında ciddi bir dengesizliğe yol açıyor. Çin menşeli ürünlerin devlet destekleriyle maliyetin altında sayılabilecek fiyatlarla üçüncü ülke pazarlarına yönelmesi, dünyanın geri kalan çelik üreticileri üzerinde ciddi bir rekabet baskısı oluşturuyor. ABD ve AB’nin uyguladığı ithalat vergileri, kotalar ve ticaret savunma önlemleri ile kendi üreticilerini korurken Türk çelik sektörünün bu pazarlara erişimini zorlaştırıyor. Bu durum rekabet ortamını daraltarak ihracattaki büyümeyi sınırlandırıyor.

Hasçelik olarak ürün gamımızın önemli bir kısmı vasıflı ve özel çeliklerden oluştuğu için bu baskıyı daha sınırlı hissetsek de küresel fiyat oluşumundaki bozulma ve pazar daralması tüm sektörü etkilediği gibi bize de etki ediyor. Bu nedenle Türkiye’nin de daha etkin ticaret savunma araçlarını devreye alması ve haksız rekabeti önleyici politikaları güçlendirmesinin büyük önem taşıdığını düşünüyoruz. Hasçelik olarak fiyat baskılarına karşı katma değerli ve nitelikli ürünlerle farklılaşmayı hedefliyoruz. Üretim süreçlerimizde dijitalleşmeyi artırarak verimliliği yükseltmek, sürdürülebilir ve yenilikçi çözümlerle uluslararası piyasalarda rekabet gücümüzü korumak temel stratejilerimiz arasında yer alıyor. 

Dünya genelindeki jeopolitik gelişmeler ticarette ne gibi değişikliklere sebep oluyor?

Son yıllarda artan jeopolitik gerilimler, küresel ticarette dengeleri köklü biçimde değiştiriyor. Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki istikrarsızlıklar ve ABD-Çin arasındaki ticaret gerilimleri; tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesine, ticaret rotalarının uzamasına ve ülkelerin daha korumacı politikalara yönelmesine neden oluyor.

Bu gelişmeler çelik gibi stratejik sektörlerde kota, antidamping ve ticaret savunma önlemlerini daha yaygın hale getirirken, üretim ve tedarikte bölgeselleşme eğilimini güçlendiriyor. Türk çelik sektörü açısından bakıldığında ise bu tablo hem riskler hem de doğru politikalarla değerlendirilebilecek fırsatlar barındırıyor. Yerel üretimin ve sanayinin korunmasına yönelik dengeli kamu politikalarının, bu yeni jeopolitik düzende rekabet gücümüzü korumada kritik rol oynayacağına inanıyoruz.

Mevcut ekonomik şartlar faaliyetlerinizi nasıl etkiliyor?

Türkiye’de uygulanan mevcut ekonomi politikaları, özellikle ihracat odaklı ve sermaye yoğun sektörlerde maliyet yönetimini her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Kur seviyesinin reel olarak baskılı seyretmesi, ihracat gelirlerini sınırlarken; yüksek faiz ortamı hem yatırım kararlarını hem de işletme sermayesini zorlaştırıyor. Enerji, hammadde ve finansman maliyetlerinin yüksek olduğu çelik sektöründe bu etkiler daha hızlı hissediliyor. Bunun yanında uygulanan değerli Türk lirası politikası ile işçilik maliyetleri göreceli olarak Avrupa seviyelerine kadar çıkmıştır. Bu tablo, sanayicinin rekabet gücünü zorlayan bir alan yaratıyor. Bu nedenle sanayi ve ihracatı birlikte gözeten, üretimi önceleyen dengeli bir ekonomik çerçevenin önemine inanıyoruz. İhracatçıya yönelik finansman imkânlarının güçlendirilmesi ve uzun vadeli, sürdürülebilir destek mekanizmalarının devreye alınması sektörün sağlıklı büyümesi açısından büyük önem taşıyor.

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması vasıflı çelik ihracatını nasıl etkileyecek? 

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, özellikle Avrupa Birliği’ne yapılan vasıflı çelik ihracatında karbon ayak izini yeni bir rekabet kriteri hâline getiriyor. Karbon yoğun üretim yapan firmalar için bu düzenleme ek maliyet anlamına gelirken, düşük karbonlu üretim gerçekleştiren üreticiler açısından önemli bir avantaj yaratıyor. Önümüzdeki dönemde fiyat rekabetinin yanı sıra çevresel performans da ihracatta belirleyici olacak.

Hasçelik olarak bu dönüşüme bugünden hazırız. ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi sertifikamız, enerji verimliliği çalışmalarımız ve yenilenebilir enerji yatırımlarımız bu yaklaşımın somut adımları arasında yer alıyor. Bilecik Osmaneli’nde devreye aldığımız yeni nesil çelikhanemiz; hurda ön ısıtma teknolojisi, manyetik karıştırıcılı elektrik ark ocağı, suyun geri kazanımı ve atık yönetimi uygulamalarıyla enerji tüketimini ve karbon emisyonlarını kayda değer ölçüde azaltıyor. Ayrıca bu yıl devreye almayı planladığımız 35 megavat GES yatırımıyla üretimimizi daha da sürdürülebilir hale getireceğiz. Bu sayede Avrupa pazarındaki konumumuzu korumayı, düşük karbonlu üretim yetkinliğimizi vasıflı çelik ihracatında uzun vadeli bir rekabet avantajına dönüştürmeyi hedefliyoruz.

Öte yandan uygulamaya ilişkin detayların ve metodolojilerin henüz tam olarak netleşmemiş olması, sektör genelinde önemli bir belirsizlik yaratıyor. Bu belirsizlikler, firmaların yatırım ve planlama süreçlerini zorlaştırırken, ihracat tarafında öngörülebilirliği de sınırlıyor. Bu nedenle CBAM kapsamındaki uygulamaların daha hızlı, açık ve tutarlı şekilde netleşmesini, sektörün uyum sürecini sağlıklı biçimde yönetebilmesi açısından son derece önemli buluyoruz.

Karbonsuzlaşma yol haritanızda neler var?

Avrupa Yeşil Mutabakatı, sınırda karbon düzenlemeleri ve sürdürülebilirlik kriterleri, sektörümüzü önemli bir dönüşüm sürecine yönlendiriyor. Bu dönüşüm, ilk aşamada yüksek maliyetler getirse de uzun vadede hem çevresel hem ticari sürdürülebilirlik açısından kaçınılmaz ve stratejik bir adım. Hasçelik olarak bu süreci sadece bir uyum değil, aynı zamanda bir rekabet avantajı fırsatı olarak görüyoruz. Enerji verimliliğini artırmak, yenilenebilir kaynaklara geçiş yapmak ve geri dönüştürülebilir çelik üretimine ağırlık vermek bu yoldaki önceliklerimiz arasında. Yakın dönemde aldığımız ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi Sertifikası da bu yöndeki kararlılığımızın somut bir göstergesi oldu. Önümüzdeki süreçte hem teknolojik yatırımlar hem de sektörel iş birlikleriyle dönüşümün hızlanması gerektiğine inanıyoruz. Kamu, özel sektör ve üniversiteler arasında kurulacak güçlü iş birlikleri, bu yolculuğu daha erişilebilir ve sürdürülebilir hale getirecektir. 

Elektrikli araçlara geçiş, otomotiv sektöründe kullanılan vasıflı çelik türlerinde nasıl bir değişim yarattı?

Elektrikli araçlara geçişle birlikte otomotiv sektöründe kullanılan vasıflı çeliklerin niteliği belirgin şekilde değişti. Batarya sistemlerinin araç ağırlığını artırması, üreticileri daha hafif ama aynı zamanda daha yüksek mukavemetli çeliklere yöneltti. Bu kapsamda ileri ve ultra yüksek dayanımlı çeliklere olan talep ciddi biçimde arttı. Aynı zamanda çarpışma güvenliği, batarya koruması ve yapısal dayanım gibi alanlarda daha karmaşık ve teknik özellikleri yüksek çelik çözümleri öne çıkıyor. Bu dönüşüm, vasıflı çelik üreticileri için sadece bir malzeme değişimi değil; Ar-Ge, proses kabiliyeti ve kalite standardı açısından da daha yüksek bir uzmanlık gerektiriyor. Biz de bu doğrultuda otomotivin yeni ihtiyaçlarına cevap verebilecek katma değerli ürünlere odaklanıyoruz.

Vasıflı çelik sektörü 2025 yılını nasıl geçirdi, 2026 yılından beklentileriniz neler?

2025 yılı küresel çelik sektörü açısından talep tarafında yavaşlama ve buna bağlı olarak da sınırlı büyüme ile geçti. Özellikle Avrupa pazarında inşaat ve otomotiv sektörlerindeki yavaşlama, talep tarafında baskı oluşturdu. Buna karşın Asya ve Orta Doğu pazarlarında altyapı yatırımlarının sürmesi bir denge unsuru yaratırken, Çin’in iç talebi desteklemeye yönelik politikaları ve ihracatındaki fiyat rekabeti, dünya piyasalarında fiyat baskısının devam etmesine neden oldu. Hasçelik için 2025 yılı ise dönüşüm ve büyümenin somut çıktılarla pekiştiği bir yıl oldu. Stratejik hedeflerimiz doğrultusunda ürün çeşitliliğimizi artırarak ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarımızı kararlılıkla hayata geçirdik.

Bu dönemde en önemli kilometre taşlarımızdan biri, Bilecik-Osmaneli’ndeki yeni nesil çelikhane yatırımımızın faaliyete geçmesi oldu. Böylelikle Hasçelik’in geleceğinde yeni bir sayfa açmış ve çevreci üretim yaklaşımımızı sahaya yansıtmış olduk. 

Ayrıca müşteri memnuniyetinde sürdürülebilirliği sağlamak, dijitalleşme projelerini yaygınlaştırmak ve çalışan deneyimini iyileştirmek gibi hedeflerimizde de belirlediğimiz yol haritasına paralel bir ilerleme gösterdik. Böylece 2025 yılını belirlediğimiz kurumsal hedeflerin büyük bölümüne ulaşarak geçirdik diyebiliriz.

2026 yılında katma değerli üretim, enerji verimliliği ve dijitalleşmeye odaklanmayı sürdüreceğiz. Yeni çelikhane yatırımımızla uluslararası rekabette daha güçlü bir konuma geçmeyi, iç pazarda ise nitelikli üretimle büyümeyi hedefliyoruz. Bu yıl, yatırımlarımızı operasyonel mükemmellik ve sürdürülebilirlik ekseninde güçlendireceğimiz bir yıl olacak. Bilecik çelikhane yatırımımızın tam kapasiteye geçmesiyle birlikte mühendislik, üretim, kalite ve teknik alanlarda istihdamı artırmayı öngörüyoruz. Ayrıca Ar-Ge, dijitalleşme, proses iyileştirme ve enerji verimliliği projelerimiz devam edecek. Yapay zekâ kullanımlarını yakından takip ediyoruz. Yapay zekanın üretim ve yönetişimde yaratacağı yeni fırsatların farkındayız ve bu fırsatları da değerlendirmeye hazırız. 

Bütün bunların yanı sıra sürdürülebilirliğin yalnızca karbonsuzlaşma ve çevresel yatırımlarla sınırlı olmadığına inanıyoruz. Sürdürülebilirliği; insanı merkeze alan, uzun vadeli değer yaratan ve toplumsal etkiyi kapsayan bütüncül bir yaklaşım olarak ele alıyoruz. Bu anlayış doğrultusunda, Faydasıçok Vakfı aracılığıyla eğitim odağında yürüttüğümüz çalışmalarla topluma kalıcı katkı sağlamayı önceliklendiriyoruz. Vakfımız, gençlerin potansiyellerini ortaya koymalarını destekleyen, nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sunan önemli bir yapı taşı konumunda.

Hasçelik’te yönetim yaklaşımımızda da bu bakış açısını benimsiyoruz. Organizasyonel kararlarımızda rolün stratejik etkisi, ortaya konan performans ve deneyim düzeyini birlikte değerlendiren Rol–Performans–Deneyim (RPE) temelli bir yaklaşım uyguluyoruz. Bu sayede hem yetkinlikleri doğru pozisyonlarda değerlendirmeyi hem de sürdürülebilir liderlik ve kurumsal gelişimi güvence altına almayı hedefliyoruz. İnanıyoruz ki güçlü bir sanayi yapısı, ancak güçlü insan kaynağı ve toplumsal sorumluluk bilinciyle birlikte kalıcı hale gelebilir.


Benzer Haber ve Analizler

Hasçelik: 2026 yılında yatırımlarımızı operasyonel mükemmellik ve sürdürülebilirlik ekseninde güçlendireceğiz

26 Oca | Röportaj

Ramazan Bayram’ı öncesi Türkiye hurda piyasası sessizliğe gömüldü

19 Mar | Hurda ve Hammadde

Tayvan’da yassı mamul fiyatları - 12. Hafta, 2026

19 Mar | Yassı Ürünler ve Slab

Tayvan yerel piyasasında hurda fiyatları - 12. Hafta, 2026

19 Mar | Hurda ve Hammadde

Hindistan çıkışlı galvanizli sac fiyatları artan enerji maliyetleriyle yükseldi, navlundaki oynaklık ticareti engelliyor

19 Mar | Yassı Ürünler ve Slab

Çin çıkışlı galvanizli sac teklifleri Orta Doğu’daki savaşın etkisiyle yatay

19 Mar | Yassı Ürünler ve Slab

Çin iç piyasasında boru fiyatları hammadde fiyatlarındaki artışla yukarı eğilimli yatay

19 Mar | Boru

Asya çıkışlı filmaşin fiyatları biraz daha yükseldi, görünüm temkinli iyimser

19 Mar | Uzun Ürünler ve Kütük

Hedland limanından yapılan demir cevheri ihracatı 2026’nın Şubat ayında %18,7 geriledi

19 Mar | Çelik Haberler

Romanya uzun mamul piyasası yatay seyretti, artan ithalat fiyatları yukarı yönlü baskı oluşturuyor

19 Mar | Uzun Ürünler ve Kütük





iLab Ventures
Kariyer.net  -  Sigortam.net  -  Arabam.com  -  Cimri  -  Emlakjet  -  Endeksa  -  HangiKredi  -  Neredekal.com  -  Chemorbis