ÇİB: Maalesef 2021 yılında ticaret savaşları daha da hız kazanacağa benziyor

Salı, 26 Ocak 2021 12:13:02 (GMT+3)   |   İstanbul
       

Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Aslan ile sektörün 2020 yılını nasıl geçirdiğini ve 2021 yılı beklentilerini konuştuk.

2020 yılına miktar bazı ihracat için 2019 yılına yakın bir şekilde 20 milyon ton civarı ve değer bazı ihracat için ise 14 milyar dolar civarı hedef belirleyerek başlamıştık. Üretimimiz geçen yılın ilk üç ayıyla kıyaslandığında yüzde 10’luk bir artış sergilemişken Covid-19 salgını ülkemizde de görülmeye başladı ve hatta tüm dünyayı etkisi altına alarak pandemiye dönüştü. Bu durum dünya ekonomisinde olduğu gibi Türkiye ekonomisinde de durgunluk yarattı ve Türk çelik sektörümüz de bu durgunluklardan olumsuz yönde etkilendi.

Virüs dolayısıyla sınırlar kapatılıp, dünya çapındaki uluslararası konferans, fuar ve ticaret gezileri iptal edilip, heyet, fuar ve konferans katılımı gibi organizasyonlar da askıya alınırken, dünya, tedarik zinciri özelinde yeni bir döneme girdi. Bu süreçte sektör için alternatif pazarlara yönelmek her zamankinden daha çok önem taşıyan bir hal aldı. 197 ülkeye ihracat gerçekleştiren Türk çelik sektörü olarak uzun yıllardır ihracatımızdan edindiğimiz tecrübe ve deneyimle pazarlarımızı çeşitlendirmeyi başardık.

Türk çelik sektörü bu dönemde hem eski pazarlarına yöneldi hem de yeni pazarlarda varlığını artırmaya çalıştı. İthalatında payımızın az olduğu ancak tüketimleri artmakta olan Latin Amerika, Batı Afrika ve Güneydoğu Asya bölgelerine olan ihracatımızı ve etkinliklerimizi yeni dönemde de artırarak devam ettireceğiz.

2020 yılında pandemi nedeniyle dünya çelik üretiminde de büyük düşüşlerin yaşandığını gördük. Özellikle dünyanın en fazla üretim yapan ilk 10 ülkesine baktığımızda Çin, Türkiye ve İran üretimlerinde artış gösterirken, diğer başlıca üretici ülkeler üretimlerinde büyük düşüşler yaşadı. 2019’da 33,7 milyon ton olan Türkiye ham çelik üretiminin 2020 sonunda ise 35 milyon tonu geçmesi öngörülmekte. Üretimimizdeki artışın devam etmesi durumunda yıl sonunda Almanya’yı da geçerek dünyanın en büyük 7. ve Avrupa’nın 1. çelik üreticisi olmamız mümkün gözüküyor. Diğer yandan dünyanın en büyük çelik üreticileri olan Hindistan, Japonya, Güney Kore, Rusya, ABD, Almanya yüzde 15 civarında düşüş yaşadılar.

Pandeminin çelik ticaretine olumsuz etkisinin yanı sıra, başta Avrupa Birliği ve ABD olmak üzere çelik sektöründeki korumacılık önlemleri pandemi bahanesi ile bu yıl da artmaya devam etti ve maalesef 2021 yılında ticaret savaşları daha da hız kazanacağa benziyor.

Uzun yıllardır çelik sektörü olarak küresel arenada birçok ticaret politikası önlemi (TPÖ) ile karşı karşıya kalıyoruz. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kuralları çerçevesinde haksız rekabeti engellemek için kullanılması gereken TPÖ uygulamaları artık ithalatı engellemek ve iç piyasayı haksız yere korumak için kullanılır oldu. Rekabet ortamının kendi piyasamızda daha adil olması ve bize karşı dünyada böylesine korumacı tedbirlerin yöneltildiği bir ortamda en azından mütekabiliyet çerçevesinde bunlara cevap verilmesi için Birlik olarak çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz.

Türkiye ihracatında en büyük 4. sektör olan çelik sektörünün ihracatı, 2020 yılının 1 Ocak- 27 Aralık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 9’luk düşüşle 12,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Miktar bazında değerlendirdiğimizde ise çelik ihracatımız yüzde 3,5’lik düşüşle 20,3 milyon ton olarak kaydedildi. 2021 yılı için küresel olarak normalleşme beklentileri kapsamında çelik ihracatımızın miktarda yüzde 10 artışla 23,3 milyon tona ulaşacağını, değerde ise yüzde 15 artışla 15,1 milyar dolar seviyelerinde gerçekleşeceğini öngörüyoruz.

2021 yılında da maruz kaldığımız korumacılık önlemleri karşısında sektörümüzü savunmaya, ihracat yelpazemizi genişleterek, pazar payımızın istenen seviyelerde olmadığı bölge ve ülkelere yönelik ihracatımızı artırıcı çalışmalarda bulunmaya devam edeceğiz.

Önümüzdeki dönem aynı zamanda çelik sektörü için ihracat birim fiyatını yükseltecek yatırımların önem kazanacağı bir dönem olacak. Bu sebeple halihazırda Türkiye’de üretimin yüksek olduğu ürünler yerine, dünya piyasalarında talep gören yüksek katma değerli alternatif ürünlere yönelik yatırım planlamaları yapılması için çalışacağız. Bu sayede hem dünya ihracat ortalama birim fiyat sıralamasında ilerlenebileceğine hem de ürün çeşitliliğinin daha dengeli artırılabileceğine inanıyoruz.

Katma değeri yüksek üretimin yanı sıra ileri teknoloji odaklı yatırımların da desteklenmesi gerekiyor. Standart dışı kalitesiz ürün ithalatının engellenmesi ve hatta bu ürünlerin yurt içi üretiminin teşvik edilerek yerli üreticinin desteklenmesi büyük önem taşıyor. Nitelikli üretime yönelik yatırımların önünün açılması, sektörün üretim maliyetlerini artıran, dolayısı ile rekabet gücünü olumsuz yönde etkileyen girdiler için de düzenlemelerin takip edilmesi de ehemmiyet içeriyor.

Haksız rekabete neden olan unsurlar giderildiği takdirde, Türkiye 30 senedir yapmış olduğu gibi, serbest piyasa koşulları içerisinde rakipleriyle rahatça rekabet edecek güce ve kapasiteye sahip bulunuyor.

 

 

 


Son Tarihli İlgili Haberler

İçdaş uzun mamul fiyatlarını keskin bir şekilde artırdı

Türkiye gemi hurdası piyasası biraz daha yükseldi

Türkiye’de Baltık menşeli birinci kalite hurda fiyatları yeni bağlantıyla yükseldi

Bazı rotalarda navlun oranları – 23 Şubat 2021

YİSAD: Gözümüz kulağımız Çin’de olmaya devam edecek