3-4 Kasım tarihlerinde Mısır'ın başkenti Kahire'de düzenlenen 19. Arap Çelik Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen "Arap Çelik Sektörü ve Karbonsuzlaşma Yarışı: SKDM'nin Yarattığı Zorluklarla Nasıl Başa Çıkabiliriz?" başlıklı panelde, uzmanlar AB'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) Arap çelik üreticileri üzerindeki etkilerini ele aldı. Panelde bölgenin düşük karbon emisyonlu çelik üretimindeki rekabet avantajları, düzenlemelerin beraberinde getirdiği ek maliyetler ve karbonsuzlaşma teknolojilerine daha fazla yatırım yapılması gerektiği vurgulandı. Konuşmacılar, Arap çelik sektörünün doğal gaz bazlı doğrudan indirgenmiş demir-elektrik ark ocağı (DRI-EAF) üretim yöntemini yaygın olarak kullanması sayesinde nispeten avantajlı bir konumda bulunduğunu belirtti. Ancak bu avantajın korunması için güvenilir emisyon doğrulama süreçlerine, teknolojik iyileştirmelere ve uzun vadeli yatırım stratejilerine ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekildi.
SKDM maliyetlerinin azaltılmasında doğrulanmış emisyon verileri kritik önem taşıyor
Qatar Steel Elektrik Ark Ocağı ve Pota Ocağı Bölüm Başkanı Mohamed Emam Omar, SKDM kaynaklı maliyetlerin azaltılmasında emisyonların doğru şekilde izlenmesinin, raporlanmasının ve bağımsız kuruluşlar tarafından doğrulanmasının önemini vurguladı. Omar, AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kapsamındaki ücretsiz tahsisatların kademeli olarak kaldırılmasıyla düzenlemenin mali etkisinin giderek artacağını belirtti. Ücretsiz tahsisatların oranının 2026 yılındaki %97,5 seviyesinden 2034 yılına kadar sıfıra gerileyeceğini ifade etti.
Omar, doğrulanmış gerçek emisyon verileri yerine AB'nin varsayılan emisyon değerlerini kullanan ihracatçıların çok daha yüksek maliyetlerle karşılaşabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca DRI-EAF üretim yönteminin geleneksel yüksek fırın-bazik oksijen fırını (BF-BOF) yöntemi karşısındaki avantajlarına dikkat çekerek daha düşük karbon yoğunluğunun Arap üreticilerin Avrupa pazarındaki rekabet gücünü artırabileceğini belirtti. Bununla birlikte üreticilerin giderek sıkılaşan raporlama ve doğrulama gerekliliklerine hazırlanırken emisyonlarını azaltmaya devam etmeleri gerektiğini vurguladı.
Arap çelik sektörünün mevcut düşük karbon avantajı güçlendirilmeli
Emsteel Group'un Çevresel, Sosyal ve Yönetişim ve Sürdürülebilirlikten Sorumlu Başkan Yardımcısı Dr. Dimitrios Dimitriou, Arap Körfezi'nde üretilen çeliğin karbon yoğunluğunun küresel ortalamaya kıyasla yaklaşık %30 daha düşük olduğunu belirtti. Dimitriou, bunun büyük ölçüde bölgede doğal gaz kullanılan DRI-EAF üretim yönteminin yaygın olmasından kaynaklandığını ifade etti.
Ancak Dimitriou, bu avantajın tek başına uzun vadeli rekabet gücünü korumak için yeterli olmayacağını vurguladı. SKDM'nin büyük ölçekli karbonsuzlaşma yatırımları için yeterli bir teşvikten ziyade düzenleyici bir sinyal olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Söz konusu yatırımların daha fazla düzenleyici öngörülebilirlik ve ticari açıdan uygulanabilir koşullar gerektirdiğine dikkat çekti.
Dimitriou ayrıca farklı çelik üretim yöntemleri arasında daha dengeli bir karşılaştırma yapılabilmesi için hurda kullanımını dikkate alan emisyon standartlarının önemini vurguladı. Emsteel'in karbonsuzlaşma stratejisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dimitriou, karbon yakalama, kullanma ve depolama, yeşil hidrojen, temiz enerjiyle elektrifikasyon, güneş enerjisi ve dijital inovasyon gibi çeşitli teknolojik yöntemlere dikkat çekti.
SKDM hem mali riskler taşıyor hem de ihracat fırsatları sunuyor
DecarbValue Genel Müdürü Paulo Carvalho, ücretsiz tahsisatların kademeli olarak kaldırılması ve emisyon referans değerlerinin düşürülmesiyle AB'ye yapılan çelik ihracatında SKDM maliyetlerinin önemli ölçüde artmasının beklendiğini belirtti. Carvalho, mali etkinin üretim yöntemlerine, ürün kategorilerine ve doğrulanmış gerçek emisyon verilerinin bulunup bulunmamasına bağlı olarak değişeceğini ifade etti.
Carvalho ayrıca 2026 yılına ait emisyonların doğrulanması ve bunun sonucunda 2027 yılında yapılacak ithalata ilişkin mali yükümlülükler konusundaki belirsizliklere dikkat çekti. Bu belirsizliklerin ticari müzakereleri zorlaştırabileceğini ve Avrupalı ithalatçılar ile tedarikçilerinin karşı karşıya olduğu mali riskleri artırabileceğini belirtti.
Bununla birlikte Carvalho, Arap çelik üreticileri için özellikle doğal gaz bazlı, düşük emisyonlu sıcak briketlenmiş demir (HBI) tedarikinde potansiyel fırsatlar bulunduğunu ifade etti. Rusya çıkışlı HBI ve pik demir ithalatına yönelik kısıtlamaların arz açığına yol açabileceğine dikkat çekti. Ayrıca Arap üreticilerin üretim dağılımlarını yeniden düzenleyerek ve uzun mamul üretiminde hurda kullanımını artırarak ihracata daha fazla HBI ayırabileceklerini belirtti.
Mevcut teknolojiler emisyonların daha fazla azaltılmasını destekleyebilir
Primetals Technologies'in Küresel Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Andreas Rathhuber, Arap çelik üreticilerinin karbonsuzlaşma sürecine avantajlı bir konumda başladığını vurguladı. Sunulan verilere göre geleneksel BF-BOF yöntemiyle bir metrik ton ham çelik üretiminde yaklaşık 1.765 kg karbondioksit salımı gerçekleşirken, doğal gaz bazlı DRI-EAF yönteminde bu miktar 940 kg'a düşüyor. Bu da emisyonlarda %47 oranında düşüşe karşılık geliyor.
Rathhuber, emisyonların daha fazla azaltılması için üç temel teknolojik yönteme dikkat çekti: elektrifikasyon, hidrojen bazlı süreçlerle doğrudan karbon emisyonlarının önlenmesi ve karbon yakalama, kullanma ve depolama. Hidrojen bazlı DRI-EAF üretiminin emisyonların önemli ölçüde azalmasına katkıda bulunabileceğini belirten Rathhuber, dijitalleşme ve yapay zekânın da operasyonel verimliliği artırarak enerji tüketimini düşürebileceğini ifade etti.
Rathhuber ayrıca mevcut tesislerin optimize edilmesinin ve farklı oranlarda doğal gaz ile hidrojen kullanabilen esnek DRI teknolojilerinin geliştirilmesinin önemini vurguladı. Bunun yanı sıra yüksek kaliteli demir cevherine bağımlılığı azaltabilecek yeni teknolojilere dikkat çekti. Küresel DRI üretiminin artmasıyla bu konunun giderek daha fazla önem kazandığını belirtti.
Düzenlemelere ilişkin belirsizlikler yatırım kararlarını zorlaştırmaya devam ediyor
Panelin devamında konuşmacılar, SKDM'nin karbonsuzlaşma yatırımlarını hızlandırıp hızlandırmayacağını veya çelik üreticileri için ilave belirsizlikler yaratıp yaratmayacağını değerlendirdi. Mekanizmanın düşük emisyonların ticari değerini artırarak yatırımları teşvik edebileceği belirtilirken, yasal gerekliliklerin öngörülememesi, gelecekteki enerji arzına ilişkin belirsizlikler ve yatırımların geri dönüşüne yönelik endişelerin yüksek sermaye gerektiren projelerde karar alma süreçlerini zorlaştırabileceği ifade edildi.
Panelde ayrıca emisyon ticaret sistemleri de dahil olmak üzere yerel karbon fiyatlandırma mekanizmalarının, karbon kaynaklı gelirlerin üretici ülkelerde kalmasını sağlarken karbonsuzlaşma yatırımlarını desteklemede oynayabileceği rol ele alındı.
Katılımcılar, söz konusu belirsizliklere rağmen Arap çelik üreticilerinin harekete geçmekte gecikmemesi gerektiği konusunda fikir birliğine vardı. Şirketlere emisyon doğrulama kapasitelerini güçlendirmeleri, mevcut üretim tesislerinin verimliliğini artırmaları, daha sıkı düzenlemelere hazırlanmaları ve teknolojik ortaklık fırsatlarını değerlendirmeleri çağrısında bulunuldu.
Konuşmacılar, Arap çelik sektörünün gelişen küresel düşük karbonlu çelik piyasasındaki konumunu güçlendirme açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı. Ancak mevcut rekabet avantajının korunmasının, düzenlemelere uyumun teknolojik yatırımlar ve ticari açıdan sürdürülebilir karbonsuzlaşma stratejileriyle birlikte yürütülmesine bağlı olduğu ifade edildi.
