Nea Metal: Uygulanan kota ve vergiler ihracat için avantaj sağlayabilir

Pazartesi, 26 Kasım 2018 17:44:18 (GMT+3)   |   İstanbul
       

Nea Metal Genel Müdürü Nazım Evren Akar ile mevcut ekonomik durumun ve ticari gerilimlerin sektörü nasıl etkilediğini konuştuk. Akar, döviz bağımlılığından kurtulup istikrar yakalamak gerektiğini söyledi.

Okuyucularımıza Nea Metal’in kuruluş aşamasından ve bugüne kadar geçirdiği değişimden bahsedebilir misiniz?

Nea Metal 2013 yılında hizmetlerine başlamıştır. Kurulduğu yıldan itibaren sağlıklı bir büyüme içerisindedir. Yurt içindeki büyük üreticilerin yanında yurt dışındaki üreticilerle de sürekli ve sağlam ilişkiler kurarak, müşterilerimize en uygun kaliteyi sağlamaya çalışmaktayız. Bu büyümeye katkı sağlayan bütün müşterilerimize buradan bir kez daha teşekkür etmek isterim.

Hizmet vermeye başladığımız yıldan beri müşterilerimizin talepleri doğrultusunda kendimizi geliştirmeye devam etmekteyiz.

Ürün portföyünüzde hangi ürünler bulunuyor?

Ağırlıklı olarak yassı çelik ticareti yapmaktayız. Sıcak, soğuk, galvanize ve boyalı rulo ve levhaların yanında kalın levhalar boru ve profil seçeneklerimizle müşterimize hizmet vermekteyiz. Bu yıl müşteri talepleri doğrultusunda aşınmaya dayanaklı çelikler ve silisli saçlar konusunda da hizmet vermeye başladık.

Müşterilerimiz gerek yurt içinde gerekse de yurt dışında ağırlıklı olarak son kullanıcılardan oluşmasına karşın çelik servis merkezleri ve büyük depolara da tedarik sağlamaktayız.

Müşterilerimiz için güvenilir, sürdürülebilir, sürekli iyileşme ve hesap verebilirlik değerlerini ön planda tutup, tüm müşterilerimiz için bir değer ve fark yaratmak misyonuyla çalışmaktayız. Uzun vadede mükemmele ulaşırken sürekli büyüme stratejisi içinde hizmetlerimize devam etmekteyiz.

Alımlarımızın büyük bir çoğunluğunu yurt içindeki büyük üreticilerden yapmaktayız. Hemen hemen bütün büyük üreticilerden malzeme alımı yapmaktayız. Bunun yanında yurt dışından da fiyat ve kalite koşulları oluştuğunda alım yapmaktayız.

Satış portföyümüz büyük ölçüde yurt içindeki müşterilerimizden oluşmaktadır. Yurt dışındaki bazı özel üreticiler ve projeler için de tedarik sağlamaktayız.

Bütün müşterilerimize ihtiyaçları doğrultusunda miktar ayırt etmeden kaliteli hizmet veriyoruz.

Alım satımlarınızda yurt için ve yurt dışı dağılımı nasıl?

Demir çelik sektörü bütün dünyayı yakından takip etmeniz gereken çok büyük bir pazardır. Özellikle son zamanlarda sıkça gündeme gelen, bu sayede SteelOrbis ailesine de bir kez daha teşekkür ederiz, ülkelerin koruma planları sayesinde dinamikler değişkendir. Bu yeni güç savaşlarının meydana getirdiği lokal küreselleşme sayesinde hedef kitlelerimiz gerek alımda gerekse de satımda değişmektedir.

NEA METAL olarak önceliğimiz Türk üreticilerden alım yapmak, ancak Türk üreticilerin üretemediği kalite ve ebatlar olursa yurt dışından alım yapıyoruz. Satışlarımızı son dönemlerde yurt içinde ağırlıklı ihracat yapan müşteriler ve çelik servis merkezleri oluştururken, yurt dışı için de ihracat seçeneklerini artırmaya çalışmaktayız.

Son 1,5 yıldır değişen dinamikler doğrultusunda ihracat hacimlerimizi artırmaya ve farklı bölgelere ulaşmayı hedeflemekteyiz. Bu doğrultuda Kuzey Avrupa ve Güney Amerika başta olmak üzere müşteri portföyümüzü geliştirmeye çalışmaktayız.

Mevcut ekonomik koşullar düşünüldüğünde piyasada talebi nasıl değerlendiriyorsunuz?

2018 yılı şimdiye kadar bizler için zor bir yıl oldu ve son çeyrekte de bu zorluklar devam edecek gibi gözükmektedir. Bazen içinde bulunduğumuz olağanüstü durumu anlayamıyoruz.

Küresel anlamda büyük güçlerin savaşı, güneyimizde sürmekte olan savaş, seçim ve değişen yönetim tarzı, gelişmekte olan ülkelerin geçirdiği zorluklar, yurt için ve dışındaki terörle mücadelemiz ve dünya ekonomisinin değişim sürecini üst üste koyduğumuzda mevcut koşulların ne kadar zor olduğunu rahatlıkla anlayabiliriz.

Bu perspektiften bakıldığında iç piyasadaki talebin daralması kaçınılmazdır. Fazla yeni sanayi yatırımı olmaması ve mevcut sanayinin de üretimlerinin düşmesi veya kapanması iç piyasadaki talebi olumsuz etkilemektedir.

Bunun yanında ihracatın artması ve yeni pazarlara açılma gereksinimi olumlu sayabileceğimiz durumlardır. Bu krizler sayesinde yurt içindeki sanayi ve üretimin, bizler için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamaktayız. Dünya genelinde paranın pahalılaşması; dolar ve avroya karşı birçok ülkenin para birimlerinin değer kaybetmesi önümüzdeki dönemlerde bize olumlu yansımalar yapabilir.

Demir çelik sektöründe şu an için dünyanın genelinden daha ucuz kalmaktayız. Bunu avantaja çevirebiliriz. Bunun yanında diğer sektörlerde de düşen iş gücü birim maliyeti sayesinde (dolar, avro) talep alabilir ve yatırımlar yapabiliriz.

Son zamanlarda ülkeler birbiri ardına ticari önlemler getiriyor, en son Türkiye de bazı ürünlere yönelik kota uygulanması kararı aldı. Sizce bu gelişmeler hem yurt içinde hem yurt dışında rekabeti nasıl etkiler?

2000’li yıllarda bütün dünyayı saran globalleşme isteği ve etkisi artık yerini lokal globalleşmeye bırakmaya başladı. Bu gelişmeler altında büyük güç odakları kendi pozisyonlarını alırken bütün dünyada farklı etkileri oluyor.

Aslında bu olayın başlangıcı olarak 2008 Amerika krizini görebiliriz. O dönemde Amerika hükümeti, bankalarını ve firmalarını kurtarmak için dünyaya fazla para pompaladı ve finansal açıdan bazı önlemler aldı. İlk etkileri geçtikten sonra Amerikan hükümeti bir açıklamayla fazladan piyasaya sürdükleri paraların %75’ini geri alacaklarını açıkladı. Ekonomistler bu açıklamadan sonra bol paranın biteceğini ve farklı ekonomik kararların alınacağını açıkça görmeye başladı. Bunların üstüne de ABD başkanlığına Trump’ın seçilmesi ve Amerikan iç piyasasını koruma ve güçlendirme çabaları her şeyi biraz hızlandırdı.

Bu genel çerçeve içerisinde biz de üzerimize düşen korumacı önlemleri almakta veya bize karşı getirilen bazı uygulamalara karşılık vermekteyiz. Artık ülkeler iç piyasalarına ve yakın çevrelerine dönük politikalar belirleyecek ve ticaret daha çok bu çevreler arasında hızlanacak gibi duruyor.

Öncelikle yakın pazarları ve sonrasında dünyayı çok yakından takip etmemiz gerekmekte. Bu korumacı politikalar ve ülkelerin gelişimlerini yakından takip edip biz de bu hızda emin adımlar atmalıyız. İç piyasamıza önem verip dışarıdaki gelişmeleri de bir saniye bile geride kalmadan takip etmeliyiz.

2018 yılı nasıl geçiyor, önümüzdeki dönem için fiyatların seyri hakkında beklentileriniz neler?

2018 yılının genel olarak hepimiz için çok zor geçtiğini bir kez daha söylemeye gerek yok. Bazı sektörler veya bazı üreticiler için iyi geçse bile Türkiye genelindeki sıkıntılar hepimizi olumsuz etkiliyor.

Son çeyrekte de sıcak sac fiyatlarını baz alarak konuşursak biraz gevşeme olabilir gibi görünüyor. Lakin dünya çapındaki ticari kararları takip ederek ticaretimizi artırabiliriz. Uygulanan kotalar ve vergiler ihracat için bir avantaj sağlayabileceği gibi, önceliği iç piyasaya verip bize karşı uygulanan kota ve vergileri de dikkatle izlemeli ve önlemler almalıyız.

Önceliği iç piyasamıza verip dışarıda olan gelişmelerden de avantaj sağlamayı hedeflemeliyiz.

Sizce sektördeki firmalar ne gibi ekonomik zorluklarla karşı karşıya kalıyor? Bu sorunları aşmak için nasıl bir strateji izlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?

4.11.2013 tarihinde 1 dolar 2.00 TL idi. 2013’ün son çeyreğinde sıcak sac fiyatı yine bu seviyelerdeydi. Çok basit düşünsek ve hesaplamaya çalışsak bile 2013’ten bugüne alım kapasitemiz yaklaşık üçte iki azaldı.

Örneğin;

  • 100 ton 4mmX 1500mm X Rulo HRC 2013 yılında KDV dahil (575$) olarak 67.850$ = 135.700 TL
  • 100 ton 4mmX 1500mm X Rulo HRC 2018 yılında KDV dahil (575$) olarak 67.850$= 407.100 TL

Şirketlerimizin de ortalama olarak %30 öz sermaye %70 finansman olarak yapılandığını ele alırsak, bu durum bize çok fazla finansman yükü getirmektedir.

Buna ek olarak eminim ki hepimiz işlerimizi büyüterek daha fazla hacimlere ulaşmaya çalıştık. Çeşitli krediler ve finansman araçları kullandık ve müşterilerimizi artırmayı hedefledik ve çoğumuz bunu başardık. Kredibilitemiz arttı, hacimler arttı, cirolar arttı fakat alım gücümüz bu artışın tam tersine düştü. Şu an maalesef 5 yıl önceki tonajlarımızı yapmak istesek ek olarak 3 kat fazla finansal gerece ihtiyacımız var.

Bu noktada hepimiz yeni finansman araçları bulmalıyız. Yeniden yapılandırmalar yapmalı ve şirketler olarak stratejiler belirlemeliyiz. Bunu tek başımıza yapamayız gerek finans kuruluşları gerekse de devletimizin yeni kaynaklar yaratması lazım. Döviz bağımlılığımızdan kurtulmalıyız ve istikrar yakalamalıyız. Evet, zor bir dönem fakat hep beraber el ele vererek bunu da aşabiliriz.

Okurlarımıza son olarak neler söylemek istersiniz?

Değişmeyen tek şey değişimdir. Değişime her zaman açık olup takipte kalmalıyız. Bu değişimi kendimize uygun hale getirip ayak uydurmalıyız. Şu an dünya genelinde bir değişim oluyor ve bundan uzak kalamayız. Dışa bağımlı olduğumuz konular bellidir.

Matematik yalan söylemez. Türkiye’nin nerelerde dışa bağımlı olduğunu tespit edip gerekli önlemleri almalıyız. Hedefimizi tamamıyla kendimize yeten bir ülke olarak koyup planlar yapmalı, stratejiler geliştirmeli ve uygulamaya çalışmalıyız.  Tabi ki de %100 kendimize yeten bir ülke yaratmak çok zor ama hedefimiz bu olursa bu yolculukta çok iyi şeyler yapabiliriz. Hedefimizi tutturamayabiliriz fakat ülke olarak büyük kazançlar sağlarız.

Değişen dünyada teknolojiye yatırım yapabiliriz. Düşük maliyetlerle büyük kazançlar elde edebiliriz. Şu an dünyanın en büyük firmaları arasında genellikle teknoloji firmalar var. Teknoloji ve hizmet sektörünü birleştirebiliriz, ki hizmet sektöründe dünyanın çok üzerindeyiz. İlginç bir çalışmayı sizlerle paylaşmak isterim.

  • Alibaba hiç fabrikası yok en büyük ticaret alanlarından
  • Uber hiç taksisi yok en büyük taksi firmalarından
  • Airbnb hiç oteli yok en büyük turizm firmalarından
  • Facebook hiç içerik üretmiyor en büyük medya firmalarından

Bilgi edinen, araştıran, eleştiren, sorgulayan, öğrenen ve öğrenmeye aç bir toplum yetiştirerek geleceğimizi emin ellere emanet edebiliriz.

 


Etiketler: Türkiye , Avrupa , çelik üretimi , İstanbul | benzer haberler »